Emek Partisi (EMEP) Genel Başkanı Seyit Aslan, “çözüm sürecine” yönelik, “Kürt halkının taleplerini yerine getirmeden yerine getiriyormuş gibi davranarak, onların ne tür adımlar atacağını tarif ederek ve Kürt muhalefetini de yalnızlaştırarak Türkiye’deki bütün toplam muhalefet güçlerini bölüp parçalayarak kendi yoluna devam etmek isteyen bir iktidarla karşı karşıyayız. Biz bu oyuna gelmemeliyiz” dedi.
(İSTANBUL) – Emek Partisi (EMEP) Genel Başkanı Seyit Aslan, “çözüm sürecine” yönelik, “Kürt halkının taleplerini yerine getirmeden yerine getiriyormuş gibi davranarak, onların ne tür adımlar atacağını tarif ederek ve Kürt muhalefetini de yalnızlaştırarak Türkiye’deki bütün toplam muhalefet güçlerini bölüp parçalayarak kendi yoluna devam etmek isteyen bir iktidarla karşı karşıyayız. Biz bu oyuna gelmemeliyiz” dedi.
EMEP Genel Başkanı Seyit Aslan, İstanbul’da düzenlediği basın toplantısında, gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Aslan, yaklaşık üç aydır Silivri’de tutuklu olan gazeteci Alican Uludağ’ın bugünkü duruşmasına ilişkin, “Bu duruşma aslında gazeteciliğin yargılanmasıdır, gerçekleri yazanların yargılanmasıdır. Sevgili Alican Uludağ’ın bugün görülecek duruşmadan sonra serbest bırakılmasını istiyoruz. Sadece Alican Uludağ’ın değil, tutuklu bulunan bütün gazetecilerin serbest bırakılmasını, özgürce kalemlerini kullanabilecekleri bir yaşama kavuşmalarını istiyoruz” dedi.
Aslan, Dilovası’nda 8 Kasım 2025’te yaşanan ve 3’ü 18 yaşından küçük 7 işçinin can verdiği Ravive Kozmetik fabrikası yangınıyla ilgili 7’si tutuklu, 2’si firari toplam 16 sanıklı davanın dün görülen 2’inci duruşmasına ilişkin şunları söyledi:
“Bu katliam yaşandığında Çalışma Bakanı, Valisi, Kaymakamı, Emniyet Müdürlüğü’nden tutalım da devletin bütün kurumları üç maymunu oynamıştı. Sessizlerdi, görmemişlerdi, duymamışlardı. Ama Dilovası’nda üçü çocuk, altısı kadın ve biri erkek işçi olmak üzere 7 işçi yaşanan yangında hayatını kaybetti. Dünkü duruşmada bir kez daha gördük ki daha önce alınmayan önlemler, adaletsizlikle devam ediyor. Ailelerin bütün talepleri, hukukçuların talepleri, demokrasi güçlerinin talepleri görmezden gelindi ve duruşma Gebze’de görülmesi gerekirken Kandıra Cezaevi’ne taşındı. Bu duruşmanın Gebze’ye alınmasını talep ediyorlar. Hukukçular bunu talep ediyor, demokrasi güçleri talep ediyor ama Adalet Bakanı Akın Gürlek ve onun temsilcileri bu duruşmayı Kandıra’da görmeye, orada adaletsizliği derinleştirmeye devam ediyorlar. Talebimiz, bir an önce bu duruşmanın Gebze’de büyük bir salona alınmasıdır.
Dün bu duruşmada, 2023 yılında orada işe girmiş 14,5 yaşındaki bir göçmen işçinin tanıklığına şahit olduk. Orada üç çocuk hayatını kaybetti. Aynı zamanda bu duruşmada da 22 yıl çalışmış, daha sonra işten ayrılmış ama tekrar oraya dönmek zorunda kalmış bir göçmen işçinin o iş yerinde yaşananlara tanık olduk. Adeta bir tezgâh düzeninin ‘ben geliyorum’ dediği bir ortamla karşı karşıya olduklarını, ücretlerinin nasıl kesildiğini, 12 saat nasıl çalıştırıldıklarını, haklarının nasıl gasbedildiğinin tanıklığına şahit olduk orada. Şimdi buradan Çalışma Bakanı’na, dönemin ve bugünkü Çalışma Bakanı’na ve bütün kamu yetkililerine sesleniyoruz: Bu yaşanan iş cinayetinden çok açık bir biçimde sorumludurlar ve yargılanmaları gerekir. Gerçek bir adalet için kamudaki bütün görevlilerin yargılanması gerekir.”
“BU DÜZENİ DEĞİŞTİRECEK OLAN DA İŞÇİLER VE EMEKÇİLERDİR”
Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu Araştırma Merkezi’nin (DİSK-AR) mayıs ayı Ücret Kayıpları İzleme Raporu’na yönelik de değerlendirmelerde bulunan Aslan, şöyle devam etti:
“Ocak ayından bugüne kadar ortalama bir işçinin ücretindeki kayıplar 12 bin 751 lira oldu. Asgari ücretteki kayıp ise 4 bin 110 lira düzeyine ulaşmış durumda. Enflasyon hedefleri belirleniyor, enflasyon planları yapılıyor ama bu ne enflasyon planları tutuyor ne de hedeflerine ulaşabiliyorlar. Ancak bakıyoruz ki işçiler ve emekçiler enflasyon altında, zamlar altında inim inim inlerken, ezilirken, sömürülürken sermaye açısından tam bir Türkiye cennet haline gelmiş durumda.
2026’nın ilk 4 ayında işçilerin kaybı 607 milyar 153 milyon lira olurken, bütçeden tefecilere, faizcilere aktarılan miktar ise 1 trilyon 130 milyar lira ve aynı zamanda bu bütçeden 2026 için patronlara doğrudan destekleme tutarı ise 713 milyar lira olarak ayrılmış durumda. Zaten işçiler enflasyon nedeniyle önemli kayıplar yaşıyorlar. Bu yılın başından itibaren işçi ücretlerindeki enflasyon kaybı 310 milyar 880 milyon iken, bu yıl sonunda herhalde katlanarak gidecek. Bu düzen çok açık ki işçiden al, yoksuldan al, emekçiden al, asgari ücretliden al, emekliden al, patrona ver düzenidir; sermayeye kaynak aktarma düzenidir. Bu düzeni değiştirecek olan da işçiler ve emekçilerdir.”
Aslan “çözüm sürecine” yönelik, “Kürt halkını beklentiye sokarak, Kürt halkının taleplerini yerine getirmeden yerine getiriyormuş gibi davranarak, onların hangi yolu izleyeceğini, ne tür adımlar atacağını tarif ederek ve Kürt muhalefetini de yalnızlaştırarak Türkiye’deki bütün toplam muhalefet güçlerini bölüp parçalayarak kendi yoluna devam etmek isteyen bir iktidarla karşı karşıyayız. Biz bu oyuna gelmemeliyiz. Bu tutumlar karşısında yaşanan antidemokratik uygulamalar karşısında Türkiye işçilerinin, emekçilerin, halkın, bütün demokrasi güçlerinin birleşik mücadelesinden, yan yana gelmesinden yanayız. Bunun için mücadelemizi sürdürmeye devam edeceğiz” dedi.
“MECLİSTE VERİLEN ÖNERGELERİN NASIL REDDEDİLDİĞİNİ GÖRÜYORUZ”
DEM Parti’nin faili meçhul cinayetlere ilişkin araştırma önergesinin “kaba ve yaralayıcı” bulunarak reddedilmesine ilişkin Aslan, “Akın Gürlek, ‘Biz faili meçhul dosyalarını açtık, geriye dönüp ne varsa bunların peşinden takipçisi olacağız’ diyor. Meclis’te verilen önergelerin nasıl reddedildiğini görüyoruz. Saray rejimi, saray düzeni ‘Ben istersem önerge verebilirsiniz, ben istersem şunu yapabilirsiniz, ben istersem bunu yapabilirsiniz’ diyerek bütün toplumsal kesimlerin taleplerini ve isteklerini reddeden, görmezden gelen bir anlayışla hareket ediyor” diye konuştu.
CHP’li belediyelere yönelik operasyonlara tepki gösteren Aslan, “Muhalefete dönük bütün operasyonların son bulmasını, kayyumların geri alınmasını, belediye başkanlarının göreve başlamasını, bütün belediye başkanlarının tutuksuz olarak yargılanmasını talep ediyoruz. Çünkü Silivri’de bugün yüzlerce belediyede çalışan işçisiyle, memuruyla, belediye başkanıyla, belediye meclis üyesiyle yargılamalar devam ediyor. Merdan Yanardağ davasında da aslında iddianame çökmüştür ama iktidar bu konuda ısrarla oradakileri mahkûm etmeye ve yargılamaya devam ediyor” ifadesini kullandı.
Malatya İz, şehrin gündemini yakından takip eden, güncel ve güvenilir haberleri okuyucularına ulaştıran bir haber platformudur. Yerel gelişmelerden önemli duyurulara, sosyal yaşamdan ekonomik gelişmelere kadar Malatya’ya dair merak edilen konuları tarafsız ve hızlı bir şekilde sunarak “Haberin İzinde, Malatya’nın Nabzında” olmayı amaçlar.
Yorum Yap