MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, “Terörsüz Türkiye” hedefinin gelecek nesiller adına tarihi bir sorumluluk olduğunu belirterek, “Zamanında atılmamış bir adımın kuşaklar boyunca kambur olarak taşınacağı gerçeğinin idrakinde olmalıyız. Terörsüz Türkiye politikasının bin yıllık kardeşlikten ilham aldığını, Cumhur İttifakı olarak devlet ve millet adına bu taşın altına el değil, beden konulduğunun bilincinde olmalıyız” dedi.
(ANKARA) – MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, “Terörsüz Türkiye” hedefinin gelecek nesiller adına tarihi bir sorumluluk olduğunu belirterek, “Zamanında atılmamış bir adımın kuşaklar boyunca kambur olarak taşınacağı gerçeğinin idrakinde olmalıyız. Terörsüz Türkiye politikasının bin yıllık kardeşlikten ilham aldığını, Cumhur İttifakı olarak devlet ve millet adına bu taşın altına el değil, beden konulduğunun bilincinde olmalıyız” dedi.
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, MHP Siyaset ve Liderlik Okulu’nun 23. Dönem Sertifika Töreni’ne katıldı. Bahçeli, törende yaptığı konuşamada, 10 Ekim 2009’da kurulan Siyaset ve Liderlik Okulu’nun 17 yılı aşkın süredir kesintisiz eğitim faaliyetlerini sürdürdüğünü söyledi. Bahçeli, bugüne kadar 23 dönemde toplam 820 öğrencinin programdan mezun olduğunu ifade etti.
Türk töresinin toplumun ortak hafızası ve bilgelik zemini olduğunu belirten Bahçeli, “Bilgi sahibi ile bilge arasında önemli bir ayrım vardır. Bilgi ancak kültürel değerlerle ve erdemle birleştiğinde hikmet seviyesine ulaşır” ifadelerini kullandı. Bahçeli, siyasetin toplumsal sorunlara çözüm üretme sanatı olduğunu söyledi. “Bizim için siyaset, kısa vadeli ve ucuz kişisel çıkarların dirsek dirseğe yarıştığı bir koşu parkuru değildir” diyen Bahçeli, Milliyetçi Hareket Partisi’nin siyaset anlayışını “güçlü devlet, huzurlu millet” ilkesi üzerine kurduklarını bildirdi.
Küresel gelişmelere ilişkin değerlendirmelerde de bulunan Bahçeli, Batı merkezli dünya düzeninin ciddi bir kriz içinde olduğunu savundu. Rusya-Ukrayna Savaşı, Orta Doğu’daki çatışmalar ve İsrail’in politikalarının dünyayı istikrarsızlaştırdığını kaydeden Bahçeli, “Bütün bu olanlarla birlikte Batı’nın yüzlerce yıldır inşa ettiği değer dünyası; reel dünyada karşılığı olmayan, kendi çıkarları söz konusu olduğunda hiçbir anlam ve önem ihtiva etmeyen bir boşluğa düşmüştür. Modern dünyanın değerlerini kendi toplumlarının refahı ve ötekileri sömürmenin aracı olarak kullanmaları, Batılı ülkelerin ikiyüzlülüğünü açık bir şekilde ortaya koymuştur” dedi.
“İRAN’DAN SONRAKİ HEDEFİN TÜRKİYE OLDUĞU BEYAN EDİLMEKTEDİR”
Bahçeli, şöyle devam etti:
“Bugün küresel hegemonik güçlerin İran’a karşı sarf ettiği sözler yarın Türkiye’ye yönelecektir. Nitekim bazı platformlar ve tarih bilmez aktörler aracılığıyla İran’dan sonraki hedefin Türkiye olduğu beyan edilmektedir. Kuşkusuz söz önce zihne, sonra dile ve son olarak eyleme dönüşür. Bu beyanlar derin bir yanılgı, rasyonel olmayan bir tutum, denenmemesi gereken bir hamle, boşa düşürülecek bir çabadır. Unutulmamalıdır ki burada var olan milli irade modern bir inşa değildir. Bu irade tarihin derinliklerinden gelmektedir. İlhamını köklerinden almakta, nerede ve hangi şartlarda olursa olsun varoluş bilincini gelecek kuşaklara aktarma amaç ve gayretindedir. Dünyanın medeniyet kuşağı ve milletlerin tarihsel hikâyesi buradadır. İnsanlığın ortak kaderi buraya bağlıdır, bu coğrafya dünyanın kalbidir. Yaşadığımız coğrafya ve tarihimizin sırtımıza yüklediği sorumlulukla biz; dünya, bölge ve ülkemizde cereyan eden hadiselere, ‘çözümsüz’, ‘imkânsız’ gibi kavramlarla bakmıyoruz.
“TERÖRSÜZ TÜRKİYE GELECEK NESİLLER ADINA YAPILMIŞ BİR SORUMLULUKTUR”
Dünya durumu, bölgesel süreçler ve iç politik gelişmeler bugün tam olarak çöl metaforunu çağrıştırmakta ve hatta yaşatmaktadır. Çöl, belirsizlik ve güvensizlik mekânıdır. Her zaman değişimin hızlı olduğu bu mekânda istikrarsızlık ve öngörülemezlik hâkimdir. Hedefinize ulaşacak yönü tayin etme ve doğru yolu bulma oldukça zordur. Bu mekânda yol bulmak ancak tecrübeyle mümkündür ve ataların sesine, tarihin tecrübesine kulak vermeyi gerekli değil zorunlu kılmaktadır. Bunun için stratejik akla, dünya ve bölge denklemindeki jeopolitik oyunlara odaklanmak gerekir. İşte bu nedenlerden dolayı şu tespitler oldukça önemlidir. Bugünün içinde dün vardır, yarının içinde de bugün olacaktır. Bu nedenle bugün ne yaptığınız, hangi tercihlerde bulunduğunuz yarın ne olacağının, nesillerinizin ne yaşayacağının kararıdır. Terörsüz Türkiye, gelecek nesillerimizin huzuru ve refahı adına alınmış tarihi bir sorumluluktur. 21. yüzyılın ‘Türk ve Türkiye Yüzyılı’ olabilmesinin en temel şartı elbette ki kendi içimizde bir ve bütün olmayı başarmaktır.
“KENDİMİZİ DEĞİL MİLLETİMİZİN HUZURUNU REHBER EDİNMELİYİZ”
Bunun için ortaya koyduğumuz öncelikli hedef de Terörsüz Türkiye’dir. Terörsüz Türkiye; öngörülemezlik, güvensizlik ve belirsizlikle malul ve çöl metaforu ile tanımlayabileceğimiz dünya durumunda, tarihsel tecrübeye, atalarının sesine kulak vererek yönünü tayin etmek isteyen Türk milletinin kardeşlik projesidir. Terörsüz Türkiye, emperyalist politikaların kurmuş olduğu düzeneği bozmak, bölgede vekil güçler üzerinden yürütülen istikrarsızlaştırma sürecini sona erdirmek ve çatışma dinamiklerini sonlandırmaktır. Terörsüz Türkiye, dünya dengeler sisteminde Türkiye’yi en sağlıklı, en sağlam pozisyona yerleştirmek Türk milleti ve devletinin tarihsel varlığını, birliğini, bütünlüğünü gelecek bin yıla taşımaktır. Terörsüz Türkiye, bölgesel çatışmalar ve zamanın ruhunu okuyan bir devlet politikasıdır. Bu politika hem siyasi hem ahlaki hem de gelecek nesillerimize karşı tarihi bir sorumluluktur. Bu düşünce ile kararlar almalı, kendimizi değil, milletimizin huzurunu, refahını rehber edinmeliyiz.
“MAKUL BİR STRATEJİK KONUMLANMA OLDUĞU AYAN BEYANDIR”
Şu bir hakikattir; kendi köklerinden, kardeşlik hukukundan, bin yıllık geçmişinden alacağı ilhamla, kendi hikâyesinin efendisi olmayı başaramayanlar, başkalarının aklı ile tutsak ve hatta köle olmaya mecburdur. Bunun için zamanında atılmamış bir adımın kuşaklar boyunca kambur olarak taşınacağı gerçeğinin idrakinde olmalıyız. Terörsüz Türkiye politikasının bin yıllık kardeşlikten ilham aldığını, Cumhur İttifakı olarak devlet ve millet adına bu taşın altına el değil, beden konulduğunun bilincinde olmalıyız. Basit siyasi çıkarları adına iç dünyası yoksullaşmış olanların bunu idrak etmeleri mümkün olsa da itiraf etmeleri çok zor hatta gayri mümkündür. Nefsine teslim olmuşların, hakikate gözünü kapatanların, kulaklarını tıkayanların devlet ve millete vereceği hiçbir şey yoktur. Terörsüz Türkiye politikasının hem bölge hem ülkemiz açısından ne kadar makul bir stratejik konumlanma olduğu gören gözler için ayan beyandır. Görmeyenler içinse zaten hayat bir çöldür.”
Malatya İz, şehrin gündemini yakından takip eden, güncel ve güvenilir haberleri okuyucularına ulaştıran bir haber platformudur. Yerel gelişmelerden önemli duyurulara, sosyal yaşamdan ekonomik gelişmelere kadar Malatya’ya dair merak edilen konuları tarafsız ve hızlı bir şekilde sunarak “Haberin İzinde, Malatya’nın Nabzında” olmayı amaçlar.
Yorum Yap