Eski CHP Ankara Milletvekili Aylin Nazlıaka, Ayhan Şengüler’in, kızı Hifa İkra Şengüler’e cinsel istismarda bulunduğu iddiasıyla yargılandığı davanın duruşması öncesi “Bugün bu adliyenin önünden bir kez daha sesleniyoruz: Fatma Nur’un adalet arayışı unutulmayacak. Hifa İkra’nın anısı daima yaşayacak. Biz intikam değil, adalet istiyoruz. Biz ayrıcalık değil, hukukun herkese eşit uygulanmasını istiyoruz. Biz çocukların korunmasını bir temenni değil, devletin yerine getirmek zorunda olduğu bir yükümlülük olarak görüyoruz” dedi.
(ANKARA) – Eski CHP Ankara Milletvekili Aylin Nazlıaka, Ayhan Şengüler’in, kızı Hifa İkra Şengüler’e cinsel istismarda bulunduğu iddiasıyla yargılandığı davanın duruşması öncesi “Bugün bu adliyenin önünden bir kez daha sesleniyoruz: Fatma Nur’un adalet arayışı unutulmayacak. Hifa İkra’nın anısı daima yaşayacak. Biz intikam değil, adalet istiyoruz. Biz ayrıcalık değil, hukukun herkese eşit uygulanmasını istiyoruz. Biz çocukların korunmasını bir temenni değil, devletin yerine getirmek zorunda olduğu bir yükümlülük olarak görüyoruz” dedi.
Eski CHP Ankara Milletvekili Aylin Nazlıaka, bir vakfın yöneticisi olduğu belirtilen Ayhan Şengüler’in, kızı Hifa İkra Şengüler’e cinsel istismarda bulunduğu iddiasıyla yargılandığı davanın duruşması öncesi açıklama yaptı. Nazlıaka, şunları kaydetti:
“Bugün burada yalnızca bir davanın karar duruşmasını takip etmek için bulunmuyoruz. Bugün burada, bir annenin duyulmayan çığlığının, bir çocuğun korunamayan yaşamının ve yıllardır büyüyen cezasızlık düzeninin hesabını sormak için bulunuyoruz. Bugün burada Fatma Nur Çelik ve henüz 8 yaşındayken yaşamını yitiren kızı Hifa İkra Şengüler’in yarım kalan mücadelesini tamamlamak için bulunuyoruz. Bir anne, kızını korumak için adalet aradı. Bir çocuk, yaşadıklarını anlattı. Ama ne o anne ne de o çocuk bugün hayatta. İktidara soruyorum: Bir anne ve bir çocuk hayatta kalmak için daha ne yapmalıydı? Daha kaç kez yardım istemeliydi? Daha kaç kapıyı çalmalıydı? Devlet, korumakla yükümlü olduğu bir çocuğu neden koruyamadı?
“BİR ANNENİN YARDIM ÇAĞRILARI NEDEN KARŞILIKSIZ KALDI?”
Fatma Nur Çelik’in hikâyesi, aslında çocuk yaşta maruz bırakıldığı istismarla başladı. Sonra kendi kızının da istismara uğradığını öğrendi. Ve bir anne olarak susmadı. Çocuğunu korumak için hukuk mücadelesi başlattı. Savcılığa başvurdu, mahkeme kapılarında bekledi, adliye önünde adalet nöbeti tuttu. Soğuk, yağmur, çamur demeden, günlerce Kartal Adliyesi önünde tek başına direndi. Bir annenin yapabileceği her şeyi yaptı. Ama bir annenin ‘tek başına’ mücadele etmek zorunda bırakıldığı yerde, adaletin varlığından nasıl söz edebiliriz? Bir anne çocuğunu korumak için adliye kapısında nöbet tutuyorsa, iktidarın çocuk koruma sisteminden nasıl bahsedebiliriz? Üstelik Fatma Nur, ölümünden önce bana çok çarpıcı bir açıklama yapmıştı: ‘Bu aşamada benim intiharım asla söz konusu değildir. Başıma bir şey gelirse bunun intihar gibi gösterilmesine izin verilmemesini istiyorum.’ Bu sözler sıradan bir açıklama değildir. Bu sözler, korku içinde yaşayan bir kadının kamuoyuyla paylaştığı ciddi bir uyarıdır. Ve 2 Mart 2026 tarihinde Fatma Nur ile sekiz yaşındaki kızı Hifa İkra’nın cansız bedenleri denizde bulundu. Şimdi soruyorum: Bu annenin yardım çağrıları neden karşılıksız kaldı? Koruma mekanizmaları neden bu iki insanın yaşamını güvence altına alamadı? Ölümlerinin üzerindeki soru işaretleri neden hâlâ giderilemedi? Bu sorulara yanıt istemek yalnızca baroların ve kadın örgütlerinin değil, hepimizin hakkıdır.
“ÇOCUKLARIN KORUNMASI İLE ADİL YARGILAMA BİRBİRİNİN ALTERNATİFİ DEĞİLDİR”
Bu dosyada insanın vicdanını sızlatan bir başka olay daha yaşandı. Cinsel istismar iddiasıyla yargılama yapılırken Hifa İkra, bütün itirazlara rağmen duruşma salonunda dinlendi. Avukatlar, çocuğun Adli Görüşme Odası’nda, uzmanlar eşliğinde, çocuğun yüksek yararını gözeten koşullarda dinlenmesini talep etti. Ancak bu talep dikkate alınmadı. Bir çocuk, istismar iddiasına ilişkin yaşadıklarını mahkeme salonunda anlatmak zorunda bırakıldı. Buradan bütün yargı mensuplarına sesleniyorum: Çocuklar yetişkinlerin küçültülmüş hali değildir. Çocukların üstün yararı, yargılamanın her aşamasında gözetilmesi gereken temel bir hukuk ilkesidir. Çocukların beyanları alınırken onları yeniden örselememek devletin sorumluluğudur. Adli Görüşme Odaları bunun için vardır. Çocuk İzlem Merkezleri bunun için vardır. Çocuk dostu adalet sistemi bunun için vardır. Çocuğu koruması gereken yargılama süreci, çocuğun yeniden travmatize edildiği bir sürece dönüşmemelidir. Dosyada, Hifa İkra’nın beyanlarının tutarlı olduğuna ve gelişim düzeyinin bu beyanları değerlendirmeye elverişli bulunduğuna ilişkin uzman raporları olduğu belirtiliyor. Buna rağmen sanık hiçbir aşamada tutuklanmadı. Böylesine ağır suçlamaların bulunduğu dosyalarda delillerin titizlikle değerlendirilmesi, çocuğun korunması ve yargılamanın etkili biçimde yürütülmesi zorunludur. Çocukların korunması ile adil yargılanma hakkı birbirinin alternatifi değildir. Hukuk devleti ikisini birden güvence altına almak zorundadır.
“FATMA NUR’UN ADALET ARAYIŞI UNUTULMAYACAK”
Bir çocuğun sesi duyulmadığında yalnızca o çocuk değil, adalete olan güven de zarar görür. İşte bugün bu amaçla Adliye’deyiz. Herkes şunu bilmelidir: Türkiye Cumhuriyeti bir hukuk devletidir. Hiçbir vakıf, hiçbir cemaat, hiçbir tarikat, hiçbir siyasi veya ekonomik güç hukukun üzerinde değildir. Bugün bu adliyenin önünden bir kez daha sesleniyoruz: Fatma Nur’un adalet arayışı unutulmayacak. Hifa İkra’nın anısı daima yaşayacak! Biz intikam değil, adalet istiyoruz. Biz ayrıcalık değil, hukukun herkese eşit uygulanmasını istiyoruz. Biz çocukların korunmasını bir temenni değil, devletin yerine getirmek zorunda olduğu bir yükümlülük olarak görüyoruz.”
Malatya İz, şehrin gündemini yakından takip eden, güncel ve güvenilir haberleri okuyucularına ulaştıran bir haber platformudur. Yerel gelişmelerden önemli duyurulara, sosyal yaşamdan ekonomik gelişmelere kadar Malatya’ya dair merak edilen konuları tarafsız ve hızlı bir şekilde sunarak “Haberin İzinde, Malatya’nın Nabzında” olmayı amaçlar.
Yorum Yap