Son Dakika Gelişmeleri
--:--:--

Dünyada yalnızca 12 kişinin bildiği Urartucaya adanmış bir ömür… Vanlı Mehmet Kuşman: “Çok emek vererek öğrendim”

Dünya üzerinde Urartucayı yazıp, konuşabilen son kişilerden olan 84 yaşındaki Mehmet Kuşman, dili öğrenmek için 22 yıl uğraştığını ve 650 kelime öğrendiğini belirterek, “Bu dil unutulur. Çok zahmet çektik. Ben çok emek vererek öğrendim. Çünkü bu yazı öyle bir yazı, bu lisan öyle bir lisan ki devamlı kalbinde olacak. Kendi kendine konuşursun, sanki deliymişsin gibi. Taşları görür, taşlarla konuşursun. Ağaçları görür, ağaçlarla konuşursun. Otları görür, otlarla konuşursun” dedi.

0 Yorum Yapıldı
Bağlantı kopyalandı!
Dünyada yalnızca 12 kişinin bildiği Urartucaya adanmış bir ömür… Vanlı Mehmet Kuşman: “Çok emek vererek öğrendim”

Haber: İshak KARA 

(VAN) – Dünya üzerinde Urartucayı yazıp, konuşabilen son kişilerden olan 84 yaşındaki Mehmet Kuşman, dili öğrenmek için 22 yıl uğraştığını ve 650 kelime öğrendiğini belirterek, “Bu dil unutulur. Çok zahmet çektik. Ben çok emek vererek öğrendim. Çünkü bu yazı öyle bir yazı, bu lisan öyle bir lisan ki devamlı kalbinde olacak. Kendi kendine konuşursun, sanki deliymişsin gibi. Taşları görür, taşlarla konuşursun. Ağaçları görür, ağaçlarla konuşursun. Otları görür, otlarla konuşursun” dedi.

Van’da yaşayan ve dünyada Urartuca dilini okuyup konuşabilen sayılı isimlerden olan Mehmet Kuşman, yarım asrı aşan çalışmalarıyla Urartu medeniyetinin izlerini yaşatmayı sürdürüyor. Türkiye’de Urartuca bilen 7 kişiden biri olduğunu belirten Kuşman, kadim olan Urartu dili öğrenebilmek için yıllarını verdiğini söyledi.

ANKA’ya Haber Ajansı’na konuşan Kuşman, Türkiye’de 7, dünyada ise Urartuca dili bilen 12 kişi olduğunu bildirdi. Urartu diline hakkında 1962 yılında bölgeye gelen arkeologların yönlendirmesiyle başladığını ifade eden Kuşman, hayat hikayesini şu sözlerle anlattı: 

“Van’ın Gürpınar ilçesinin Çavuştepe Köyü’nde 1940 yılında dünyaya geldim. 1960’ta askere gittim. 24 aylık askerlik görevimi bitirdikten sonra köyüme, Çavuştepe’ye döndüm. Daha önce hiç görmediğim, tanımadığım insanları okulun etrafında dolaşırken gördüm. Yanlarına gittim. Kimsiniz? diye sordum. ‘Biz arkeoloğuz, İstanbul’dan geldik. Çavuştepe’yi, yani adı Boldağı olan dağı kazacağız’ dediler. 

“ÜÇ YILDA ALFABE TAMAMLANDI”

İşçi olarak yazıldım. Kazıların ilk haftasında bir kitabe çıkmıştı. Kitabenin üstünde oturuyorlardı. ‘Hocam, kitabenin üstünde yemek yenmez’ dedim. Aldık, getirdik. Aradan bir iki hafta geçtikten sonra yine kitabeler peş peşe çıkmaya başlayınca, ‘Hocam, ben bu yazıyı öğrenemez miyim?’ dedim. ‘Yok’ dedi. ‘Hocam niye?’ dedim. ‘Zor, kolay değil’ dedi. Ondan sonra bir doçent vardı, yanına gittim, yalvardım. Dedi ki, ‘Azimli misin?’, ‘Evet, azimliyim’. dedim. ‘O zaman biz 2-3 hafta sonra İstanbul’a döneceğiz. Sen de git, Van Kalesi’ndeki yazıtlara bak. Bir şeyler yap’ dedi. Onlar gitti, ben de Van’a gittim.

O zaman Van küçük bir şehirdi, orada da bir şey yoktu. Gittim, bir bakkaldan çizgili bir defter ve bir kurşun kalem aldım. Kaleye çıktım. Orada iki çeşit yazıyla karşılaştım; biri Asurca, biri Urartuca. Onları yazdık. Şimdi alfabe yapacağım ama malzeme yok. İran’a gittim, oradaki yazıları da topladım. Türkiye’nin her tarafını dolaştım. Suriye’de Halep’e kadar gittim. O yazıları getirdim. Üç yılda alfabe tamamlandı. O zaman Türkiye’de Kültür Bakanlığı yoktu. Turizm vardı ama Kültür yoktu. Milli Eğitim Bakanlığı’na bağlıydı. Milli Eğitim Bakanlığı’ndan Van Valiliği’ne telefon geliyor, ‘Mehmet Kuşman’ı Ankara’daki sempozyuma gönderin’ diye. Valilik gönderdi. Gittim, taşı da gösterdim.” 

“BU LİSAN ÖYLE BİR LİSAN Kİ DEVAMLI KALBİNDE OLACAK”

Kuşman, o dönemde 15-20’ye yakın hocanın Urartuca bildiğini, kendisinin öğrenmesinin de 22 yılını aldığını anlattı. Bu sürede ancak 650 kelime öğrenebildiğini belirten Kuşman, şöyle devam etti:

“Doğru dürüst cümle de kullanamıyordum. Çünkü onların yazıları bizim yazılarımız gibi değil. Biz satır okuduğumuz zaman, o kelimelerin bir ikisinin yerini değiştirmek zorundasınız. Yoksa tam anlamıyla cümleyi kuramazsınız. Onu da öğrendik. Ondan sonra yaş 65 olunca emekli oldum. 40 yıl 9 ay çalışmışlığım var. Emekli olunca bu sefer gönüllü olarak devam ettim. Buraya gelenler beni çok seviyorlar. Sanki ben babalarıymışım gibi yanaklarımı öpüyorlar

Türkiye’de 7 kişi kaldık. İçlerinde en genç ben olduğum için bakanlık beni hep yurt dışına gönderiyor. Dünyada bu dili bilenlerin sayısı 12 ama hepsi yaşlı. Artık yürüyecek takat kalmadı onlarda. Urartuca dilini bilen bir çocuğum var, o öğrendi. Van’da SGK Müdür Yardımcısıdır. Ama bu dil unutulur. Çok zahmet çektik. Ben çok emek vererek öğrendim. Çünkü bu yazı öyle bir yazı, bu lisan öyle bir lisan ki devamlı kalbinde olacak. Kendi kendine konuşursun, sanki deliymişsin gibi. Taşları görür, taşlarla konuşursun. Ağaçları görür, ağaçlarla konuşursun. Otları görür, otlarla konuşursun.”

Kuşman, bölgede bulunan tapınak ve yazıtlarla ilgili şu bilgileri verdi: 

“Yukarıda tapınak var. Tapınaktaki iki taşın üç satırını aldın mı şöyle der, ‘Dingir, (Tanrı, Tengri) Argişti oğlu Sarduri, oradaki tapınağı Tanrı İrmuşini için inşa etti.’ O kitabe önemli bir kitabedir. Çok sağlam ve temiz kalmış. Ondan sonra da kendisinin Sarduri II olduğunu, Hoşap’ın (Güzelsu) o zamanki adının Gugunay olduğunu, burada su kanalları açtığını, bağ ve bahçelerle güzel bir şehir meydana getirdiğini, bütün bunları babası Argişti’nin anısına yaptığını söylüyor. Gugunay’da bu kanalları açtığını, bağ ve bahçelerle güzel bir şehir meydana getirdiğini ve bütün bunları babası Argişti’nin anısına yaptığını söylüyor. Babasının Tuşba kentinin efendisi olduğunu anlatıyor. Ondan sonra da bir beddua var, ‘Benim yaptığım eserleri kırmayın, yıkmayın, bozmayın. Yazdırdığım yazıları silip başkasının adını yazmayın. Bunları yapan olursa Haldi’nin gazabına uğrasın’ diye bir beddua bırakıyor.

Çavuştepe Kalesi’ni 1980-85 yıllarında en çok İstanbul, İzmir ve Ankara başta olmak üzere diğer illerden gelenler ziyaret ediyordu. Ama dış ülkelerden en çok Almanlar, sonra da Fransızlar geliyor. Bu sene yine Almanlar çoğunlukta. Amerikalılar geliyor, İngilizler, Hollandalılar, Belçikalılar, Fransızlar ve İtalyanlar geliyor. Ama Almanlar hepsinden fazla geliyor.”

“BİZİM İÇİN BİRAZ GEÇ BİR KEŞİF OLDU AMA ÇOK KEYİFLİ OLDU”

Bölgeye Urartu tarihi hakkında bilgi edinmek için turla geldiklerini kaydeden Hakan Tekkaya ise Urartulardan kalma eserler, yazıtlar ve sarayların etkileyici olduğunu ifade ederek, şunları söyledi:

“Ülkemizin bu doğal zenginliklerini ve güzel tarihini herkesin keşfetmesi gerekiyor. Ayrıca Van’ın kendine özgü doğası, havası, gölü, kedisi ve kahvaltısı ile müthiş bir yer olduğunu düşünüyorum. Yani ülkemizin çekim merkezlerinden biri. Bizim için biraz geç bir keşif oldu ama çok da keyifli oldu. Bu yapılarda da Mehmet Kuşman hocamızla beraber Urartu tarihi hakkında bilgi sahibi olduk. Kendisi Urartu alfabesini de okuyabiliyor.”

“DİLİN DEVAM ETMESİ LAZIM”

Mimar Sinan Üniversitesi Öğretim Görevlisi Münevver Üçer ise bölgeye ve Mehmet Kuşman’a duyduğu hayranlığı şu cümlerle anlattı: 

“Şu anda gerçekten muhteşem bir tepedeyiz. Böyle büyük bir uygarlığın içinde olmak muhteşemdi. Özellikle Mehmet Amca’nın anlattıklarını duyduktan sonra, ‘Son kral Mehmet Kuşman’ da diyebilirim. Bu kazıların devam etmesi gerekiyor ki Van’da kültür turizmi gelişsin. Kazı yapan herkese çok teşekkür ediyoruz. Biz İstanbul’dan geldik ama büyük bir grubumuz Antalya’da da var. Muhteşem bir tepe, muhteşem bir tarih. İyi ki buralardaymışlar. Müthiş bir şey. Çünkü böyle bir dilin devam etmesi lazım. Mehmet Amca da gördüğüm kadarıyla biraz yaşlı ama yaşını hiç göstermiyor. Çok dinç. Herhalde bu tepeleri devamlı gezdiği için. Özellikle tarihimizi anlatan bu dillerin yaşatılması ve çoğalması gerekiyor. Yani bilen kişilerin çoğalması gerekiyor. Çünkü Mehmet Kuşman’dan sonra da bize bunları anlatacak genç nesillerin olması gerekiyor. Bunun için de önem verilirse seviniriz.” 

Yorum Yap

Benzer Haberler
Kurban Bayramı’nda İzmir’de kurban kesimi nedeniyle 454 kişi yaralandı
Kurban Bayramı’nda İzmir’de kurban kesimi nedeniyle 454 kişi yaralandı
Ortaca’da “mutlak butlan” tepkisi… CHP İlçe Başkanı Çimen: “Sarayın işbirlikçileriyle iş tutanlar bizden değildir”
Ortaca’da “mutlak butlan” tepkisi… CHP İlçe Başkanı Çimen: “Sarayın işbirlikçileriyle iş tutanlar bizden değildir”
Dünyada yalnızca 12 kişinin bildiği Urartucaya adanmış bir ömür… Vanlı Mehmet Kuşman: “Çok emek vererek öğrendim”
Dünyada yalnızca 12 kişinin bildiği Urartucaya adanmış bir ömür… Vanlı Mehmet Kuşman: “Çok emek vererek öğrendim”
Bayram öncesi Kırıkkale’de trafik yoğunluğu arttı
Bayram öncesi Kırıkkale’de trafik yoğunluğu arttı
CHP Zonguldak eski İl Başkanı Koltuk: Özgür Özel atom karınca gibi, örgütü sahada ateşliyor
CHP Zonguldak eski İl Başkanı Koltuk: Özgür Özel atom karınca gibi, örgütü sahada ateşliyor
CHP’li Halıcı Isparta’da konuştu: “Sarayla iş tutanlar bizden değildir”
CHP’li Halıcı Isparta’da konuştu: “Sarayla iş tutanlar bizden değildir”
Malatya İz, Haberin İzinde, Malatya'nın Nabzında
Malatya İz

Malatya İz, şehrin gündemini yakından takip eden, güncel ve güvenilir haberleri okuyucularına ulaştıran bir haber platformudur. Yerel gelişmelerden önemli duyurulara, sosyal yaşamdan ekonomik gelişmelere kadar Malatya’ya dair merak edilen konuları tarafsız ve hızlı bir şekilde sunarak “Haberin İzinde, Malatya’nın Nabzında” olmayı amaçlar.

2026 Malatya İz © Tüm hakları saklıdır. Malatya İz