İstinafın mutlak butlan kararına karşı yapılan ve Kılıçdaroğlu’nun avukatlarının geri çektiği temyiz başvurusu, Özgür Özel adına yeniden yapıldı. Dilekçede, “itirazın kabulü ile itiraza konu ihtiyati tedbir kararının kaldırılmasına karar verilmesini, aksi halde itirazımız hakkında karar verilmek üzere dosyanın bir başka Bölge Adliye Mahkemesi Dairesine gönderilmesini, bu talebimizin de kabul edilmemesi halinde talebimiz hakkında karar verilmek üzere dosyanın Yargıtay ilgili Hukuk Dairesine sunulmasını talep ederiz” denildi.
(ANKARA) – İstinafın mutlak butlan kararına karşı yapılan ve Kılıçdaroğlu’nun avukatlarının geri çektiği temyiz başvurusu, Özgür Özel adına yeniden yapıldı. Dilekçede, “itirazın kabulü ile itiraza konu ihtiyati tedbir kararının kaldırılmasına karar verilmesini, aksi halde itirazımız hakkında karar verilmek üzere dosyanın bir başka Bölge Adliye Mahkemesi Dairesine gönderilmesini, bu talebimizin de kabul edilmemesi halinde talebimiz hakkında karar verilmek üzere dosyanın Yargıtay ilgili Hukuk Dairesine sunulmasını talep ederiz” denildi.
Kemal Kılıçdaroğlu, Lütfü Savaş ve diğer davacıların avukatlarının, CHP avukatlarının Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 36. Hukuk Dairesi’nin mutlak butlan kararına yönelik temyiz başvurusunun geri çekildiğine ilişkin dilekçe sunmasının ardından CHP Genel Başkanı Özgür Özel, bu kez avukatı Sedat Aslantaş aracılığıyla kendisi adına istinaf kararına kararına itiraz etti.
Davacılar tarafından, yalnızca Ankara 31. Asliye Hukuk Mahkemesi ihtiyati tedbir kararının reddi kararına karşı istinaf başvurusunda bulunulduğu, asıl ve diğer birleşen davalarda verilen ihtiyati tedbir taleplerinin reddi kararlarına karşı istinaf başvurusunda dahi bulunulmadığı belirtilen dilekçede, şunlar kaydedildi:
“Davacı tarafından Ankara 31. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin ihtiyati tedbir kararının reddi kararına karşı istinaf başvurusundan ise davacı tarafından asıl Ankara 42. Asliye Hukuk Mahkemesi dosyasına verilen 2 Ekim 2025 tarihli dilekçe ile vazgeçilmiştir. Davacılar tarafından yerel mahkemece verilen ihtiyati tedbir kararlarının reddi kararlarına itiraz edilmemişken ve yerel mahkemece karar verildikten sonra mevcut bir durumda değişiklik olmamasına rağmen davacıların tedbir kararının kabul edilmesi açık şekilde kanuna aykırıdır.
“YAKLAŞIK İSPAT KOŞULUNUN VARLIĞI ORTAYA KONULAMAMIŞTIR”
Davacılar somut hiçbir delile dayanmamıştır. Mahkemece, davacı yanın iddialarını kendiliğinden genişletmiştir. Tedbir kararının verilmesinde aranan yaklaşık ispat koşulunun varlığı ne davacı yanca ne de mahkemece ortaya koyulamamıştır.
Açıldığı günden bu güne, davayla amaçlananın, kurultayın/kongrenin yenilenmesi değil, aksine mahkemeden partiyi yönetecek kişileri belirlemesi olduğu izah edilmiştir. Maalesef bu karar, kamuoyundaki bu endişeleri de haklı çıkarmıştır. Verilen tedbir kararında, görevlendirilen kişilerin ne amaçla görevlendirildiği belirtilmemiş; görev tanımının ucu açık bırakılmıştır.
“KARAR MUĞLAKLIĞI BAKIMINDAN SİYASİ KRİZ YARATMAYA MUKTEDİRDİR”
Esas olan siyasi partilerin kongreleri eliyle yönetilmesidir. Her ne kadar bu durumda dahi bir olağanüstü kurultay şartı gerçekleştirildiğinde bunu yapmak zorunlu olacaksa da eldeki karar muğlaklığı bakımından siyasi kriz yaratmaya muktedirdir. Yargılamanın çok uzun sürmesi halinde seçilmişlerin değil, mahkemece belirlenmiş kişilerin yıllarca partiyi yönetmesi olasılığı doğmuştur. Siyasi partiler siyasi kararlar alırlar. Bu anlamsız tedbir kararıyla, parti içi ve ülke siyasetine dönük kararları, mahkemenin atadığı kişilerin alması beklenmektedir.”
Dilekçede, Siyasi Partiler Kanunu’nun, görevden el çektirme hallerinde, 30 veya 45 gün gibi kısa sürelerde kongre yapılmasını, usule uygun şekilde seçim kurulunca kongre iptali halinde dahi iki ay içinde kongrenin yenilenmesini emrettiği vurgulandı.
“ANAYASA İHLAL EDİLMİŞTİR”
Yani parti yönetimi kararıyla dahi görevden el çektirilme halinde derhal kongre yapılması zorunluyken, mahkemece, belirsiz ve öngörülemez bir süre boyunca partiyi seçilmişlerin dışındaki kişilerin yönetmesine karar verildiği ifade edilen dilekçede, şunlar kaydedildi:
“Geçici kurul atanmasına ilişkin Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 25. Hukuk Dairesi’nin ilamlarında ‘Verilen karar şahsın hukukuna ilişkindir kesinleşmeden icra edilemeyecektir, tedbiren yapılan atama ile kanunun dolanılması söz konusu olacaktır. Verilen tedbir kararı hukuka aykırıdır’ şeklinde gerekçelerle bu tür davalarda tedbir kararı verilemeyeceğini ortaya koymuştur.
Tedbir kararının verilmesiyle amaçlanan müvekkil CHP’nin mahkeme eliyle yönetilmesidir. Yargının araçsallaştırılarak, parti iradesine müdahale edilmesi Anayasa’nın ruhuna aykırıdır. Hukuk devleti ilkesini ve demokratik siyasi hayatı çiğneme kastı taşıyan itiraza konu karar, bu yönüyle Anayasa’nın 2, 67, 68. ve 69. maddelerini ihlal etmiştir.”
“TEDBİR KARARI İLE KARARIN KESİNLEŞME ŞARTI BERTARAF EDİLMİŞTİR”
Dilekçede, ihtiyati tedbirin, HMK’nın 389. maddesi uyarınca, hakkın elde edilmesinin zorlaşacağı veya gecikme sebebiyle ciddi bir zararın doğacağı hallerde başvurulan geçici bir koruma önlemi olduğu aktarılarak, “Ancak tedbirin doğası ‘muhafaza’ ve ‘mevcut durumu koruma’ ile sınırlıdır. Doktrinde ve yargı pratiğinde kabul edilen en temel ilkelerden biri, ihtiyati tedbirin asıl uyuşmazlığı nihai olarak çözmemesi ve dava sonucunu öne almaması gerekliliğidir. Somut olayda ise mahkemece verilen tedbir kararı ile kararın kesinleşme şartı bertaraf edilmiştir. Bu durum, ihtiyati tedbirin geçici niteliğiyle bağdaşmadığı gibi, kanunun emredici bir şekilde öngördüğü kesinleşme şartını da işlevsiz kılar. Ancak, mahkemelerin ‘etkin hukuki koruma’ adı altında bu icrailik engelini göz ardı ederek infaz sonucunu doğuran tedbirler vermesi, hukuki güvenlik ilkesini zedelemektedir” denildi.
“DELEGENİN İRADESİNE DIŞARIDAN MÜDAHALEDE BULUNULMUŞTUR”
İhtiyati tedbirin amacının, telafisi imkansız zararları önlemek olduğu belirtilen dilekçede, şunlara yer verildi:
“Oysa burada verilen tedbir kararı, bizzat telafisi imkânsız zararlar doğurmaktadır. İtiraza konu tedbir kararıyla Cumhuriyet Halk Partisi delegesinin iradesine dışarıdan müdahalede bulunulmuştur. Bu durum hem Siyasi Partiler Kanunu’nun emredici hükümlerine aykırıdır hem de Partinin Anayasal güvence altına alınmış siyasi faaliyette bulunma özgürlüğünü ihlal etmiştir. Sonuç olarak, 21 Mayıs tarihli hukuka aykırı tedbir kararına itiraz etmek gerekmiştir.
Bu nedenlerle ve resen gözetilecek nedenler doğrultusunda Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 36. Hukuk Dairesi’nin kararı ile verilen ihtiyati tedbir kararına HMK 394/3 maddesi uyarınca hakkı muhtel olan üçüncü kişi sıfatıyla yaptığımız itirazın kabulü ile itiraza konu ihtiyati tedbir kararının kaldırılmasına karar verilmesini, aksi halde itirazımız hakkında karar verilmek üzere dosyanın bir başka Bölge Adliye Mahkemesi Dairesine gönderilmesini, bu talebimizin de kabul edilmemesi halinde talebimiz hakkında karar verilmek üzere dosyanın Yargıtay ilgili Hukuk Dairesine sunulmasını talep ederiz.”
Malatya İz, şehrin gündemini yakından takip eden, güncel ve güvenilir haberleri okuyucularına ulaştıran bir haber platformudur. Yerel gelişmelerden önemli duyurulara, sosyal yaşamdan ekonomik gelişmelere kadar Malatya’ya dair merak edilen konuları tarafsız ve hızlı bir şekilde sunarak “Haberin İzinde, Malatya’nın Nabzında” olmayı amaçlar.
Yorum Yap