YENİ Parti Genel Başkanı Özgür Özel, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş’ın babasından özür dileyerek, Ekrem İmamoğlu’nun babası Hasan İmamoğlu’na yönelik suçlamaları ve evinde kasa arandığını hatırlattı. Özel, “Mahinur Hanım, senin baban incindi, ellerinden öperim. Ekrem İmamoğlu’nun 85 yaşında babasına ‘Senin oğlun hırsız’ deyip yetmez, evine gelip, bahçesini kazıp kasa aradılar” dedi. Özel, Göktaş’a “Kendi ailene gösterdiğin hassasiyeti göster bakalım bizim ailelere” diye seslendi.
(MERSİN) – YENİ Parti Genel Başkanı Özgür Özel, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş’ın babasından özür dileyerek, Ekrem İmamoğlu’nun babası Hasan İmamoğlu’na yönelik suçlamaları ve evinde kasa arandığını hatırlattı. Özel, “Mahinur Hanım, senin baban incindi, ellerinden öperim. Ekrem İmamoğlu’nun 85 yaşında babasına ‘Senin oğlun hırsız’ deyip yetmez, evine gelip, bahçesini kazıp kasa aradılar” dedi. Özel, Göktaş’a “Kendi ailene gösterdiğin hassasiyeti göster bakalım bizim ailelere” diye seslendi.
YENİ Parti Genel Başkanı Özgür Özel Mersin Büyükşehir Belediyesi önünde gerçekleştirilen halk buluşmasına katıldı. Özel’in konuşmasından önce çıkan başlıklar şu şekilde:
“Vahap Seçer benim 2011’den 2015’e kadar birlikte milletvekilliği yaptığım, iyi eğitimli, başarılı bir iş insanı, çalışkan bir milletvekili. Plan ve Bütçe Komisyonu’nda deneyimli, etkili bir isim olarak Meclis’te tüm partilerin ve bürokrasinin takdirini kazanmış iyi bir milletvekili ve çok iyi bir siyasetçiydi. 2019’da partimiz onu aday gösterdi, aday adayları arasındaydı. Biz milletvekili arkadaşları yanında durduk, arkasında durduk. Mersin onu çağırıyordu ve 2019’da yüzde 45 gibi bir oyla Mersin’i kazandı. Beş yıl boyunca gece gündüz çalıştı. Kimseyi ayırmadan, kendine yakınları kayırmadan, yoksulları, ihtiyaç sahiplerini ilk başta gözeterek, sosyal belediyeciliğin de gereğini yaptı, hizmet bekleyen bu kentte yapılmayan hizmetleri yerine getirdi. Katı bir siyaset değil, herkesi kucaklayan bir siyaset yaptı. Ama ilkelerinden, değerlerinden de hiç sapmadı.
Bugün gelinen noktada bir kez daha 2024’ün Mart’ı geldiğinde anketlere baktık, tüm Türkiye’de olduğu gibi. Vahap Seçer’i Mersin bir kez daha görmek, hatta onunla birlikte adeta bir rekor kırmak istiyordu. 31 Mart akşamı Vahap Seçer, rahmetli Ferdi Zeyrek ve Mansur Başkan yüzde 60’a yakın oylarla Türkiye rekoru kırdılar. Bu rekor size aittir, Mersin’e aittir. Seçimden bir yıl sonra yapılan araştırmada Mersin anketlerde en üst sırada memnuniyet oranıyla yüzde 70’lerdeydi. Bu sene Mersin’in büyükşehirden memnuniyet oranı yüzde 73’e çıkmıştı. Türkiye’de yerel seçimlerde görülmemiş bir başarı Mersin’de adeta bir destan olarak yazılıyordu. Biz o seçimlerde AK Parti’yi yendik ama Mersin’i yenmedik. Biz o seçimlerde AK Parti’yi yendik ama AK Partililere kaybettirmedik, MHP’lilere kaybettirmedik. Cumhur İttifakı’na oy verenleri buraya oy vermediği için pişman ettik. Bize oy veren kimseyi pişman etmedik.
“YARININ İKTİDAR PARTİSİ HEDEFTEDİR”
Bir kişinin, bir kadronun, bir partinin demokrat olup olmadığı seçimi kazandığı gün ne dediği ile ne yaptığı ile ilgili değildir. O kolay, seçimi kazanınca övünürsün. Önemli olan kaybedince ne yaptığındır. Adalet ve Kalkınma Partisi ilk kez, kurulduğundan beri ilk kez 31 Mart seçimlerini kaybetti. Biz söz verdiğimiz gibi Genel Başkan olduktan sadece 5 ay sonra girdiğimiz ilk seçimlerde 47 yıl sonra partimizi Türkiye’nin birinci partisi yaptık, sizlerle birlikte. İşte bunu hazmedemeyenler, ‘Ne güzel yarışıyorduk, biz kazanıyorduk. Nereden çıktı bu yenilmeye itiraz edenler, nereden çıktı seçim kazanmak isteyenler, nereden çıktı Türkiye’nin yüzde 65’ini, ekonominin yüzde 85’ini kazanan ülkenin ana muhalefet partisi, yarının iktidarını hedefleyen partisi? Nereden çıktı, ‘Seçim kaybedersem giderim’ diyen bir Genel Başkan? Nereden çıktı, ‘Başarmaya mecburuz, inanıyoruz’ diyen bu kadrolar. Nereden çıktı halkın partisi ile halkın dayanışması, iktidar yürüyüşü? İşte eğriye eğri, doğruya doğru. Meselenin özü budur. İşte bu yüzden Vahap Seçer hedeftedir. Bu yüzden Abdullah Özyiğit hedeftedir. Silifke Belediye Başkanımız, Mezitli Belediye Başkanımız bu yüzden hedeftedir. Bu yüzden Ekrem İmamoğlu hedeftedir. Bu yüzden yarının Cumhurbaşkanı, yarının iktidar partisi hedeftedir.
“BU ÇİFTE STANDARTTIR”
Burada önemli bir hususu, bütün Türkiye’yi ifade etmek isterim. Biz Vahap Başkan için belediye başkanlarımız için asla ve asla ayrıcalık, imtiyaz, yargılanmama hakkı ya da ‘Bize soru sorulmasın’ demiyoruz. Bugün sabah kendisiyle baş başa görüştüm. Grup halinde görüştük. Biz sadece ve sadece adalet istiyoruz. Eşitlik istiyoruz. Mansur Yavaş Başkan sık sık hatırlatıyor. Bir belediye başkanının nasıl yargılanacağı bellidir. Elbette koca belediyede binlerce, 10 binlerce çalışan, belediyede yanlış iş olur mu? Olur. Bir iddia varsa bakılır, kanıt varsa sorulur, peşine düşülür. Şüphe varsa soruşturma açılır. Yargılamak istenirse başvurulur, bakanlıktan izin alınır. Sonra milletin seçtiği, öyle ya Mersinli’nin yüzde 60’ı seçmiş, yüzde 75’i memnun, bir yandan görevini yapar bir yandan gerekiyorsa hesap verir, ifade verir. Bu geçmişte oldu mu? Oldu. Kim oldu? Bu döneme kadar bütün belediye başkanlarına böyle oldu. Tanıdık var mı? Çok. Evet, Recep Tayyip Erdoğan. O görevi sırasında rüşvetle, irtikapla, yolsuzlukla, hatta terör örgütlerine yardımla yargılandı. Bir gün sabah evine gitmediler. Bir gün gözaltına almadılar. Bir gün tutuklayıp hapse koymadılar. Yargılandı, ceza aldı, göreve devam etti. Yargıtay’a gitti, devam etti. Onaylandı, kesinleşti, telefonla çağırıp üç ay cezaevine koydular. Ama burada daha delil yok, iddianame ortada yok, yargılama yok, birinci kademe yok, istinaf mahkemesi yok, Yargıtay yok ama Mersin’in seçtikleri cezaevine konmuş. Bu çifte standarttır. İçişleri Bakanı diyor ki ‘500 AK Partili belediyeye soruşturma izni verdim.’ Birinin evine giden var mı? Biri gözaltına alındı mı? Biri hapse kondu mu? Ama ‘Sen AK Partili değilsen, sen geçmişte CHP’den seçildiysen, bugün muhalefet partisindeysen o zaman senin yerin cezaevi’ diye belediye başkanlarımızın üzerine geliyorlar. Biz kanun uygulansın ve Tayyip Erdoğan nasıl yargılandıysa belediye başkanlarımız öyle yargılansın istiyoruz.
“MİLLETTEN ŞAMARI YERSİN”
Ayrıca Vahap Başkan şu anda YENİ Partili değil. Hatta kendisi daha önceki partimizde, partinin kuruluş gününde Anıtkabir’e gidince büyük tepki aldı. O gün çıktım, açıkladım. Dedim ki Belediyelerde dengeler ortada, tehdit ortada. Adalet Bakanlığı’nın yapmaya çalıştıkları ortada. Bizim yanımıza gelen başımızla bir. Gelmeyen demiyorsa ki ‘Ben senden değilim’, gönlü bizimledir. Vahap Başkan’ın da bizimle bir sıkıntısı yoktur. İletişimimiz iyidir. O gün ne noktadaysak bugün aynı noktadayız. Vahap Başkan bizim yol arkadaşımızdır, siz bakmayın kifayetsiz, fırsatçı butlancılara. Biz İstanbul’da kimseyi ellemezken, ‘Herkes kalsın ki belediye gitmesin’ derken başta Kadıköy, geçen hafta bizim kongremize gelen başkanları ihraç edip bizim yapmadığımız ayrılığı gayrılığı çıkarıp AK Parti’ye fırsat yaratanlara bakmayın. 31 Mart gecesi yoktu onlar; ben vardım, Vahap Başkan vardı, Abdullah Başkan vardı, Ahmet vardı, sen vardın, Mersin sen vardın. Bunun için buradan bütün YENİ Partililere söylüyorum. Sakın ha başkasına benzemeyin. Biz içi sevgi dolu, yüreğinde dayanışma olan, yanındakinin koluna giren, kimseyi arkada bırakmayan, bu iktidara yenilmeyen, teslim olmayan bu ülkenin umuduyuz, yarınlarıyız. Yanımda değilse, Ekrem Başkan’a ‘Arın da gel’ diyenlere, senin yanında gibi gördüğüne ‘haksızlık yapılıyor’ diyenleri ikiyüzlülüğünü bütün Türkiye gördü. Benim Özgür Özel olarak Erdoğan’a, onun yargısına, onun yargı kolları başkanı Akın Gürlek’e teslim edecek tek bir yol arkadaşım yoktur.
“TARİHTE GÖRÜLMEMİŞ SOYGUNU YAPTILAR”
Mersin’in güzel insanları, belediye başkanlarına bu haksızlığı yapanları; ailelerine, evlatlarına bu zulmü yapanları iyi tanıyın. Bunlar milletin üç kuruşluk tasarrufuna, bankadaki parasına da göz dikenlerdir. Millet ekmek parası bulamazken iktidar partisinin içinde bulunduğu bir kara düzen asrın soygununu, asrın vurgununu gerçekleştirmiştir. Erdoğan’ın atadıkları bu işin içindedir. Hepsi milleti soyan fon şirketlerinin yönetimindedir. Paraları alıp kaçanlar Erdoğan’ın atadıkları, yardımcıları, eski bakanları, yeni bakanlarıdır. Fatma Betül Sayan Kaya; ‘evladım’ dediği kadın, 163 milyon lirayı nisanda koymuş ki şöyle 6 milyon liralık bir daire desen, 6 milyonluk daireden 27 ev parası koymuş. Beş ay sonra 2,2 milyar lira yani 367 daire parası çekip kaçmış. Arada 340 daire zavallı vatandaşların parasını dolandırmış. Mersinliler, bu tarihte görülmemiş büyük bir soygundur. Erdoğan, Fatma Betül Sayan Kaya için ‘Yargı önünde hesap verecek’ demedi. Ne dedi? ‘Şeytana uymuş, nefsine yenik düşmüş’ dedi. Buradan Mersin’in vicdanına, insafına sesleniyorum. 367 daire parası alan nefsine yenik düşmüş ama açlığından nefsine yenik düşen, bir ekmek alan ya da bayram günü zengin mahallesindeki fırından çocukların nefsi körelsin diye bir tepsi baklavayı alıp eve götürüp yedi nüfus birlikte ailesine yediren 15 yıl ceza alıyor. 367 daireyi yiyen nefsine uyuyor, saraylarda oturuyor. Bir tepsi baklavaya 15 yıl ceza yiyor. AK Parti’nin kara düzeni budur. Bu düzen yerle bir edilecektir.
“AMA BİZ AMCAMIZDAN ÖZÜR DİLEYELİM”
Tabii Fatma Hanım yalnız mı? Değil. Kim var? Hayati Yazıcı var. Oğlu işin içinde. Mal varlığına el koydular, bir saatte bıraktılar. Kim var? ‘Türkiye Yüzyılı’ kampanyasını yapan, yöneten, iki dönem AK Parti milletvekili Ertan Aydın var. Kim var? Dün açıklandı, Ticaret Bakanı Ömer Bolat var. 170 milyon liralık işlem yapmış. Kim var? AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik var. En yakın arkadaşı, birlikte tatili yaptığı, arasından su sızmadığı, önce söyleyince sustuğu, resimler çıkınca kabullendiği, 20 milyar götüren; yani Fatma Betül Sayan Kaya’nın 10 katını götüren, 3 bin 333 daire parası götüren Osman Arıkan Nacar’ın yakın arkadaşı AK Parti’nin Sözcüsü Ömer Çelik var.
Peki nedir durum? Durum şu, bunların içinde dün bir de şöyle bir şey yaşandı. Aslında üzücü bir durum yaşandı ama her şerde bir hayır var. Dün arkadaşımıza bu diğer bakanların isimleri geldiği gibi Aileden Sorumlu Bakan Mahinur Hanım’ın babasının da adı – soyadı gelmiş. İşlem numarası belli, tutar belli. Ümit Özlale arkadaşımız bunu açıkladı. Ortaya ne çıktı 10 dakika sonra? O kişi, o AK Partili değilmiş de başka yerden bir AK Partiliymiş. TC numarası başkaymış. Mahinur Hanım, AK Partililer, onlara müzahir köşe yazarları başladı, ‘Ümit Özlale özür dilesin.’ Bakın Adalet Bakanlığı’nın basın sorumlusu, bir hafta önce Ümit Özlale ismini sızdırdı, TC’si başkaydı. Ümit Bey kendi açıkladı, ‘Ben yokum’ diye. Özür dileyen olmadı. Bu sefer yine Adalet Bakanlığı çeşitli kaynakları, bir liste sızdırdı. İçine Bakanın babasının adını da koydu. Ümit Bey sordu. Dediler ki ‘TC’si başka, bu değil.’ Bakan Hanım bağırıyor, ‘Babamdan özür dile. Dava açacağım, şunu yapacağım.’ Biz aile bakanlarına, özellikle kabinenin kadın bakanlarına Meclis’te çok saygılıyız. Mahinur Hanım üzülmüş, ‘Babamdan özür dile’ diyor. Amcamdan ben özür diliyorum. Ama Mahinur Hanım, her şerde bir hayır var. Bir gel bakalım. Burada iki iş var, bir iki yüzlülük var. Bir hafta önce Ümit Özlale’nin adı açıklandığında AK Parti’den kimse özür dilemedi. Ümit Bey’e kimse bir şey demedi. Başa gelince böyle istediniz. Amcamdan özür dileyelim.
“MAHİNUR HANIM, CEVAP VER”
Peki Mahinur Hanım esas şu işe bir cevap ver. Bir bak, gözüme bak Mahinur Hanım. Sen Aile Bakanısın. Senin babana ‘Fona para koydu’ dediler yani Fatma Betül Sayan Kaya gibi. Sen ‘Tövbeler olsun yapmadık’ diyorsun. ‘Babamdan özür dileyin’ diyorsun. ‘Babam incindi’ diyorsun. Listeyi 10 dakikada görüp, TC’ye bakıyorsun. Koca liste var, liste AKP’de. O liste açıklansa bu yanlışlar olmayacak ama listeyi açıklamıyorsunuz. Mahinur Hanım, senin baban incindi, ellerinden öperim. Ekrem İmamoğlu’nun 85 yaşında babasına ‘Senin oğlun hırsız’ deyip yetmez, evine gelip, bahçesini kazıp kasa aradılar. Ekrem Başkan’ın babası Hasan Amca’nın evindeki kuyuda inip kasa, para, altın aradılar. Ona konu, komşu, eş, dost önünde ‘Hırsız oğlun geldi, parayı senin bahçene gömdü’ dediler. Hiçbir şey çıkmadı, sen aileden sorumlusun. Hasan Amca’dan özür dilediniz mi? Mahinur Hanım, bizim kadın arkadaşlarımıza ‘Kaç çocuğun var?’ İki. ‘Eşin?’ Boşandım. ‘Kim bakacak, annen kaç yaşında?’ 86. ‘Hadi buna, bir iftiraya imza at.’ Atmam. ‘Atmazsan güle güle’ deyip, İstanbul’dan, Afyon’a, Düzce’ye, Bolu’ya, Gebze’ye yollamadınız mı? 40 kişilik koğuşta 60 kişi, aynı yatakta 8 ay başkalarının yatağında yatırdılar. O çocukların annesine ‘hırsız’ dediler, bunlar aile değil mi? Bizim arkadaşlarımıza ele güne karşı ‘hırsız’ dediniz, ‘casus’ dediniz. ‘İrtikapçı’ dediniz. ‘Suikastçı’ dediniz. Hiçbiri doğru çıkmadı. Bizim evlerin toplamından bir kör kuruş çıkmadı. Fatma Hanım’dan 2 milyar çıktı. Esenyurt kayyımının sağ kolundan 215 milyon çıktı. Bir kere olsun haysiyet cellatlığı yaptığın bizim ailelerimizden özür dilediniz mi? Şimdi Mahinur Hanım, amcamın ellerinden öperim. 10 dakika karalanmış. Görev sende, Hasan İmamoğlu orada. 18 aydır karalıyorlar. Pınar Hanım’ın evlatları, çocukları orada. Bütün kadınların, masumların evlatları, anaları, babaları orada. Haydi bakalım Aileden Sorumlu Bakan, kendi ailene gösterdiğin hassasiyeti göster bakalım bizim ailelere.
“ATAYAN-ATANAN AK PARTİ’Lİ, SOYAN-SOYULAN AK PARTİLİ”
Bir sözüm de yazan çizene. Diyor ki ‘Mahinur Hanım’a ayıp edildi, hızla Ümit Özlale özür dilesin.’ Bir hafta önce aklın nerede? Bu işler olurken aklın nerede? Her gün gazetenizin bir köşesinde hepimize iftira atılırken aklınız nerede? Onun için milletimiz görsün. Artık tuz kokmuştur, adaletin terazisi şaşmıştır. Bu vakitten sonra bunu dengeye getirecek olan sadece millettir, sandıktır. O sandığa varacağız, o seçimi alacağız. Buradan Vahap Seçer’i tutuklayıp, 1 kuruş yolsuzluk bulamayanlara, burada bütün arkadaşlarımıza gizli tanıkla ya da tehditle ‘itiraf’ diye iftira attırarak somut kanıt olmadan tutuklama yapanlara sesleniyorum. Bakın, biz yargının önünde, mahkemeler canlı yayınlansın isteyen, kendine güvenen, arkadaşlarına güvenen ve yargı karşısında hesap verirken bunu millet görsün isteyenleriz. Ama millet şunu da görsün. Asrın yolsuzluğunda yolsuzluğu yapanlar AK Partili, foncuları atayan AK Partili, atanan AK Partili, soyan AK Partili, soyulan AK Partili. Hakkını arayanlar YENİ Partili, onları savunanlar YENİ Partili.
“ONLARI ÖLDÜREN AK PARTİ’NİN KARA DÜZENİDİR”
Bunun için tüm milletimize şunu söylemek istiyorum. Büyük acıların ülkesindeyiz, büyük sıkıntıların ülkesindeyiz. Daha geçtiğimiz günlerde, 30 Ağustos günü Girne – Taşucu seferini yapan bir feribot battı. Ucuz ölümler ülkesinde, boşa ölümler ülkesinde 27 vatandaşımız hayatını kaybetti. Ondan üç gün sonra Silivri’de ‘Tuğberk İmamoğlu’ diye bir gemi battı. 10 kişi kayboldu. Birine ulaşıldı, 9’u kayıp. İçimiz yanıyor. Emekli Tümamiral Yankı Bağcıoğlu hem buradakini hem Silivri’deki kazayı ailelerle bir takip ediyor. Burada İlçe Başkanımız, İl Başkanımız, milletvekillerimiz Kıbrıs’ta da burada da ellerinden geleni yaptı. Ama bu boşuna ölümler ülkesinde ki çok doğru sözdür. ‘Bir ülkenin halini anlamak için o ülkede insanlar nasıl ölüyor ona bakın’ demişler. Şimdi buradan, Mersin’den bütün Türkiye’deki insanlara sesleniyorum. O feribotta bir yakınımız yoktu ama olabilirdi. Yenidoğan çetesinin 3 kuruş para için kuvözde öldürdüğü bizim torunumuz değildi ama olabilirdi. Soma’da 10 yıl önce 301 kişi, daha geçen hafta beş kişi ölenler benim oğlum değildi ama olabilirdi. Okula silahla gelen çocuğa engel olundu. Altı farklı okulda silahla, bıçakla cinayetler işlendi. O evlat, o kızlar bizim evladımız değildi ama olabilirdi. İmar affından 11 il çöktü, 56 bin kişi hayatını kaybetti. Dünya kadar insan sakat kaldı. O şehirde değildim. Ölen benim komşum, benim akrabam değildi ama olabilirdi. 2 milyon insanın 10 bin liradan aşağı paralarını Fatma Betül Sayan Kaya’lar, Ömer Çelik’in arkadaşları ya da kabinedeki bakanlar, AK Parti’nin bürokratları fon oyunuyla aldı, gitti. Giden para benim değildi ama olabilirdi. Giden para da ölen madenci de okulda vurulan çocuk da kuvözde ölen bebek de burada, feribotta hayatını boğularak kaybedenler de bizim evladımız, bizim çocuğumuz, bizim torunumuz, bizim canımız, bizim her şeyimiz. Onları öldürenler AK Parti’nin kara düzenidir, denetimsizliktir, para kazanma hırsıdır, yandaşı kayırmadır ve kendinden olana susma, olmayana saldırmadır. Biz AK Parti’nin kara düzenini değiştireceğiz. Biz kuvözdeki bebeği de madendeki işçiyi de feribottaki yolcuyu da milletin alın terini de AK Parti’nin kara düzeninden biz kurtaracağız. Vahap Seçer’i de Ekrem İmamoğlu’nu da Ahmet’i de Abdullah’ı da Doktor Mustafa’yı da haksız yere yargılanan bütün arkadaşlarımızı da hiç ayrım yapmadan, adalet yerini bulana kadar AK Parti’nin siyasi yargılamalarına kurban etmeyeceğiz, arkalarından çekilmeyeceğiz, sonuna kadar onları savunacağız.
“BİRLİKTE BAŞARACAĞIZ”
Atamızın yolundayız. Andolsun ki onun kurduğu partiyi Tayyip Erdoğan üçüncü kez kapatmıştır. Onun kurduğu partiyi maalesef darbeler iki kere kapatmıştır. Bu kez, üçüncü kez Tayyip Erdoğan’ın sivil darbesi kapatmıştır. Sizin açtığınız yolda, onun gösterdiği yolda, onun ilkelerini iktidara taşımak için hep beraber yürüyoruz. Kimse enseyi karartmasın. Ben size güveniyorum, size inanıyorum. Birlikte yürüyecek miyiz? Birlikte başaracak mıyız? Birlikte kazanacak mıyız? Hiç merak etmeyin. O sandığa varacağız, o seçimi alacağız. Bugün Vahap Seçer için bir yas günü değildir, bir mücadele günüdür. Türkiye için bir umut günüdür. Biz beraber oldukça, meydanları doldurdukça, kol kola girdikçe, omuz omuza durdukça, teslim olmadıkça, kimseyi geride bırakmadıkça, korkmadıkça, bir santim eğilmedikçe, bir kelime susmadıkça, bir adım geri atmadıkça hiç şansları yok. Biz kazanacağız, biz kazanacağız, biz kazanacağız. Mersin ayrılmadan, yorulmadan, durmadan iktidara yürümeye hazır mı? Birlikte yürüyecek miyiz? Hadi o zaman yürüyelim arkadaşlar.”
Malatya İz, şehrin gündemini yakından takip eden, güncel ve güvenilir haberleri okuyucularına ulaştıran bir haber platformudur. Yerel gelişmelerden önemli duyurulara, sosyal yaşamdan ekonomik gelişmelere kadar Malatya’ya dair merak edilen konuları tarafsız ve hızlı bir şekilde sunarak “Haberin İzinde, Malatya’nın Nabzında” olmayı amaçlar.
Yorum Yap