Tutuklu Şişli Belediye Başkanı Resul Emrah Şahan, “Herkesin sığabileceği bir siyaset lazım bize. Sandıktan çıkan iradenin kapıda bekletilmediği, gençlerin camı kırmadan içeri girebildiği, barışın bir vaat değil ortak bir gelecek olduğu, korkunun değil çokluğun konuştuğu bir siyaset. Bu artık hepimiz için demokratik bir düzeni birlikte kurma meselesi” açıklamasını yaptı.
(İSTANBUL) – Tutuklu Şişli Belediye Başkanı Resul Emrah Şahan, “Herkesin sığabileceği bir siyaset lazım bize. Sandıktan çıkan iradenin kapıda bekletilmediği, gençlerin camı kırmadan içeri girebildiği, barışın bir vaat değil ortak bir gelecek olduğu, korkunun değil çokluğun konuştuğu bir siyaset. Bu artık hepimiz için demokratik bir düzeni birlikte kurma meselesi” açıklamasını yaptı.
Tutuklu Şişli Belediye Başkanı Resul Emrah Şahan, sosyal medya hesabından “Sığamıyorum… On iki metrekare” ifadeleriyle başlayan bir paylaşım yaptı. Şahan, fonlara ilişkin yolsuzluk iddiaları, ifade özgürlüğü, seçilmişlerin tutukluluğu ve barış sürecine ilişkin değerlendirmelerde bulunarak Meclis’e ve siyasi partilere sorumluluk çağrısı yaptı.
Cezaevindeki yaşamını “Bir sağa yürüyorum, bir sola. Eskiden başım dönerdi, şimdi dönmüyor. Çünkü buradan baktığımda gördüğüm dört duvar değil, memleket” sözleriyle anlatan Şahan, bir emeklinin ve Şişli’de bir gencin yaşamına son vermesine değinerek, “Biri onurunu, öbürü geleceğini kaybettiğine yanan iki insan. İki kuşak, iki çaresizlik” ifadelerini kullandı.
“BU SİSTEM NASIL KURULMUŞ, NASIL AYAKTA KALMIŞ?”
Fonlara ilişkin yolsuzluk iddialarına işaret eden Şahan, şunları kaydetti:
“Tarihimizde görülmemiş ölçekte bir yolsuzlukla, fonlarla soyulmuş. Siyaset de bunun tam ortasında kalmış ama asıl soru sorulmamış. Bu sistem nasıl kurulmuş, nasıl ayakta kalmış? Üç beş isim gözden çıkarılmış, arınıyoruz denmiş. Sanki böyle hesap sorulurmuş gibi…
Bir milyondan fazla sosyal medya hesabı kapatılmış. Gazeteciler, sanatçılar… Herkes bir torbaya atılmış ve susturulmuş.
Bir de susturulmaya bile gerek kalmadan susanlar… Hepsi aynı cümleye sığınmış. ‘Ben yalnızca kentime hizmet peşindeyim…’ Doğrusu, hizmet korkunun kılıfı olmuş.
Oysa ‘Başıma bir şey gelmesin’ diye susan insan her gün biraz daha eksildiğinin farkına bile varmamış. Önce seslerinden, sonra yüzlerinden, en sonunda da onları oraya taşıyan insanların güveninden olduklarının… Gençleri suskun, umutsuz, geleceksiz bıraktıklarının…”
“SUSMAYANLARSA TUTSAK. ONLARLA BİRLİKTE MİLLETİN İRADESİ DE”
Şahan, seçilmişlerin tutukluluğuna ilişkin şu ifadeleri kullandı:
“Susmayanlarsa tutsak. Onlarla birlikte milletin iradesi de. Sandıktan çıkan umut, seçilmeyenlerin eline geçmiş. Onlar da o koltukları anasının ak sütü gibi helal saymış. Vekil olduklarını çoktan unutmuş, sırtlarını yasladıkları duvarların kendilerini o koltuklara sığdıracağına inanmış.”
Barışa ilişkin beklentileri de dile getiren Şahan, şöyle devam etti:
“Ve hiçbir duvarın ardına sığmayan o umut: Barış… Bu toprakların belki de en önemli eşiği. Yüz yıllık bir yaranın kapanabileceğine dair bir ihtimal.
Bu eşiği iç cephe, ortak gelecek sözleriyle oyalamak… Sakızcı Memo’yu duymamak… Kürt’ü yok sayıp Kürt adına konuşmak… Hâlâ barışa inanan insanların umudunu bir yönetme aracına dönüştürmek…
Bu memleket bu umutsuzluğa sığar mı? Görmüyor musunuz, onu taşıyanlar yorgun ama vazgeçmiş değil.”
“MİLLETE VERİLMİŞ BİR SÖZ… O SÖZ HÂLÂ ORADA DURUYOR”
TBMM’nin yeni yasama yılına başlamasına da değinen Şahan, şunları ifade etti:
“Şimdi Meclis açıldı. Bu milletin en yüce temsil evi kapılarını yeniden açtı. Zamanımızın en önemli sürecinin raporu da orada duruyor.
Yedinci madde. İmzalar. Vekillerin, bütün siyasi partilerin imzasıyla millete verilmiş bir söz… O söz hâlâ orada duruyor.
Siyaset ise hâlâ eski ezberlerin, eski kavgaların içinde çıkış arıyor. Oysa camın öbür yanında kendine yer arayan koca bir kuşak bekliyor.
Peki camın iki yanı nasıl buluşacak? Dar ve eskimiş siyasetin ötesine nasıl geçeceğiz?
Belki önce bu memleketin hiçbirimizin tek başına taşıyamayacağı kadar büyük, hiçbirimizin dışında kalamayacağı kadar ortak olduğunu kabul ederek. Bu düzenin ne kadar çürüdüğünü söylemek artık yetmiyor çünkü. Çürüyeni anlatmak kolay. Mesele, yerine ne koyacağımızda.”
“DEMOKRATİK BİR DÜZENİ BİRLİKTE KURMA MESELESİ”
Şahan, demokratik bir düzenin birlikte kurulması gerektiğini belirterek şu ifadeleri kullandı:
“Herkesin sığabileceği bir siyaset lazım bize. Sandıktan çıkan iradenin kapıda bekletilmediği, gençlerin camı kırmadan içeri girebildiği, barışın bir vaat değil ortak bir gelecek olduğu, korkunun değil çokluğun konuştuğu bir siyaset. Bu artık hepimiz için demokratik bir düzeni birlikte kurma meselesi. Ama böyle bir düzen kolay kurulmaz. Herkesin kendi mahallesinden, kendi partisinden, kendi ezberinden dışarı çıkmasını ister. Bize anlatılan her hikâyeye razı olmayan, sessizliği sağduyu sanmayan bir cesaret ister…
Kendi alanından çıkmaya korkanlar hâlâ aynı soruyu soruyor. Bu ülkenin çocuklarından, ortak geleceğinden önce ben ne olacağım, partim ne olacak…
Bilsinler ki tarih, bu ülke nefesini tutmuş beklerken siz neredeydiniz diye soracak.”
“BU YÜK MECLİS’İN, BÜTÜN SİYASETİN, HEPİMİZİN OMZUNDA”
Şahan, açıklamasını şöyle tamamladı:
“Çünkü bu dönem hiçbir hesaba sığmayacak kadar ağır bir yük.
Ali’nin onurunun, Batuhan’ın yarım kalan hayatının, evlatlarımızın hasretinin, Meclis’e gelemeyen Can Atalay’ın, haksız yere tutuklu yargılanan seçilmişlerin ve bürokratların, barışın umuduyla bekleyen Kürt’ün, ortak gelecek sözüyle kandırılıp kandırılmadığını soran milyonların, ailelerimizin, küçük çocuklarımızın ve gerçekten ortak geleceğimizin yükü…
Bu yük Meclis’in, bütün siyasetin, hepimizin omzunda.
Ya bu yükü kaldıracağız ya da hep birlikte bu meydanda dara çıkacağız.”
Malatya İz, şehrin gündemini yakından takip eden, güncel ve güvenilir haberleri okuyucularına ulaştıran bir haber platformudur. Yerel gelişmelerden önemli duyurulara, sosyal yaşamdan ekonomik gelişmelere kadar Malatya’ya dair merak edilen konuları tarafsız ve hızlı bir şekilde sunarak “Haberin İzinde, Malatya’nın Nabzında” olmayı amaçlar.
Yorum Yap