Son Dakika Gelişmeleri
--:--:--

CHP Sözcüsü Sarı’dan Özgür Özel’e çağrı: “Madem arkanızda halk desteği var, gelin kongrelere katılın”

CHP Sözcüsü Müslim Sarı, CHP Grup Başkanı Özgür Özel’e, “Madem bu kadar arkanızda halk desteği var, madem üyelerle yapılacak bir kurultayda yüzde 90’ın altında oy aldığınızda kendinizi yenik sayacağınızı söylüyorsunuz, buyurun arkadaşlar, kongrelerimiz başlıyor. Arkanızdaki halk desteğiyle beraber gelin kongrelere katılın. Gelin siyasal mücadele yapalım. Aynı partinin içinde kalarak, yan yana, omuz omuza siyasal mücadelemizi verelim. Siyasal görüşlerimiz farklı olabilir, bakış açılarımız farklı olabilir. Gelin Cumhuriyet Halk Partisi’nin içinde kalın. Cumhuriyet Halk Partisi’nin içinde siyasal mücadele yapalım ve burada devam edelim” çağrısında bulundu.

0 Yorum Yapıldı
Bağlantı kopyalandı!
CHP Sözcüsü Sarı’dan Özgür Özel’e çağrı: “Madem arkanızda halk desteği var, gelin kongrelere katılın”

(ANKARA) – CHP Sözcüsü Müslim Sarı, CHP Grup Başkanı Özgür Özel’e, “Madem bu kadar arkanızda halk desteği var, madem üyelerle yapılacak bir kurultayda yüzde 90’ın altında oy aldığınızda kendinizi yenik sayacağınızı söylüyorsunuz, buyurun arkadaşlar, kongrelerimiz başlıyor. Arkanızdaki halk desteğiyle beraber gelin kongrelere katılın. Gelin siyasal mücadele yapalım. Aynı partinin içinde kalarak, yan yana, omuz omuza siyasal mücadelemizi verelim. Siyasal görüşlerimiz farklı olabilir, bakış açılarımız farklı olabilir. Gelin Cumhuriyet Halk Partisi’nin içinde kalın. Cumhuriyet Halk Partisi’nin içinde siyasal mücadele yapalım ve burada devam edelim” çağrısında bulundu.

CHP Sözcüsü Müslim Sarı, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu başkanlığında toplanan Merkez Yönetim Kurulu (MYK) toplantısının ardından basın toplantısı düzenledi. Sarı, yaklaşık iki saat süren MYK toplantısında, ülke gündemi, ekonomi, İran’da yaşanan gelişmeler ve parti içi meselelere ilişkin değerlendirmelerde bulunulduğunu söyledi.

15 Temmuz’da şehit olanların yakınlarına başsağlığı dileyen Müslim Sarı, “15 Temmuz haftası, hain darbe girişiminin 10. yılı. Sayın Genel Başkanımızın, darbenin ardından Yenikapı’da yapılan mitingde gündeme getirdiği bir manifesto vardı. Bu 12 maddelik manifestoyu yeniden dikkatlerinize sunmak istiyorum. Tartışmalar içerisinde bu manifesto biraz gündemde yeterince yer alamadı. Bu nedenle üzerinde tartışma fırsatı bulamamıştık. Bugün MYK’mızda bu manifestonun içeriğiyle ilgili değerlendirmeler yapma şansımız oldu” dedi.

“12 MADDENİN İÇİNDE BUGÜNE IŞIK TUTAN İPUÇLARI VAR”

Bu 12 maddenin içinde, bugüne ışık tutan çok önemli bazı ipuçları bulunduğunu söyleyen ve manifestoyu okuyan Müslim Sarı, şöyle devam etti: 

“Kışlaya, ibadethanelere ve adliyeye siyaset yasağı getirilmelidir. Devletin en hassas kalelerine siyaset sokulmamalıdır. Bugün de bu çok acil bir ihtiyaçtır. Bağımsız ve tarafsız yargı tesis edilmelidir. Adalet mülkün temelidir. Yargı sadece vicdana ve hukuka bağlı kalmalıdır. Üniter ve laik devlet korunmalıdır. Din ve vicdan özgürlüğünün güvencesi olan laiklik, toplumsal barışın çimentosudur. Devlette liyakat tesis edilmelidir. İşi ehline teslim etmek, ‘bizden-sizden’ ayrımını bitirmek çağdaş devletin ilk şartıdır. Cumhuriyetin kurucu değerlerine sahip çıkılmalıdır. Fırsat eşitliğinin ve birliğimizin teminatı Cumhuriyet ilkeleridir. Devletin ve milletin geleceği adına siyasi uzlaşı ve kardeşlik tesis edilmelidir. Kavgaya değil, soylu ve millî uzlaşmaya ihtiyaç vardır. Güçlü parlamenter sistem demokrasimizin teminatıdır. Gazi Meclis’in iradesi ve saygınlığı her şeyin üzerindedir. Demokrasinin nefes borusu olan bağımsız ve özgür medyanın sesi kısılmamalıdır.

Sorgulayan eğitim inşa edilmelidir. Aklını kiraya vermeyen, fikri hür, vicdanı hür nesiller yetiştirmeliyiz. Özeleştiri yapabilmek erdemdir. Geçmişin hatalarından dersler çıkararak tarihin tekerrür etmesini önlemeliyiz. Kumpas mağduriyetleri giderilmelidir. Geçmişte haksızlığa uğrayanların hakları ve itibarları iade edilmelidir. Hukuk zemininden ayrılmamalıdır. Darbeciler ve suçlularla mücadele ederken adaletten ve hukuktan sapılmamalıdır.”

Müslim Sarı, 10 yıl önce kaleme alınmış bu maddelerin bugün bile geçerliliğini koruduğunu belirterek, “O gün söylenenlerin ne kadar önemli olduğu, aradan geçen 10 yılın ardından bir kez daha önümüzde durmaktadır. Bu vesileyle 15 Temmuz’da şehit olan bütün şehitlerimize rahmet diliyorum. Ailelerine başsağlığı diliyorum. Gazilerimizin emeklerine ve içinde bulundukları duruma bir kez daha dikkat çekmek istiyorum. Aradan 10 yıl geçmiş olmasına rağmen, 15 Temmuz’dan sonra FETÖ terör örgütüne yönelik operasyonların hala devam ediyor olması, yapılan bunca mücadeleye rağmen bu meselenin tam anlamıyla çözülemediğini de bize göstermektedir” şeklinde konuştu. 

“SAVAŞIN TEKRAR BAŞLAMASININ TÜRKİYE’YE CİDDİ MALİYETLERİ OLABİLİR”

Sarı, MYK’da, İran’daki gelişmelere ilişkin değerlendirmelerde bulunulduğunu bildirdi. İran’daki gelişmelerin Türkiye’yi çok yakından ilgilendirdiğini söyleyen Sarı, “Bildiğiniz üzere ateşkes sürecinin devam ettiği bir dönemde müzakere masasından ve ateşkes masasından resmî çekilmelerin yaşandığı bir süreçle karşı karşıya kaldık. Dolayısıyla burada elde edilmiş bütün kazanımların heba edilmesi ihtimalinin bulunduğu bir durum söz konusu. Bunun bölgenin istikrarı açısından son derece sakıncalı olduğunu değerlendiriyoruz. Bu savaşın yeniden başlamasının önümüzdeki dönemde Türkiye’ye ciddi maliyetleri olabilir. Türkiye gibi itibarlı bir devletin, Pakistan’dan çok daha fazla rol üstlenebilecek potansiyele sahip bir ülke olarak burada daha aktif olması, bölgenin ihtiyaç duyduğu istikrarın sağlanmasına katkı sunması açısından yeniden elini taşın altına koyması ve tarihî, konjonktürel ve siyasi görevini yerine getirmesi gerektiğine inanıyoruz” dedi.

“EN DÜŞÜK EMEKLİ MAAŞI AÇLIK SINIRI DÜZEYİNDE OLMALIYDI”

CHP Sözcüsü Sarı, en düşük emekli maaşının 23 bin 552 liraya çıkarıldığını, bu rakamın 35 bin lira olan açlık sınırının çok altında kaldığını ifade etti. Sarı, şunları kaydetti:

“Biz öneri olarak en düşük emekli aylığının 23 bin lira gibi bir sefalet ücreti seviyesinde değil, en az açlık sınırı düzeyine çıkarılmasını önermiştik. Dolayısıyla 35 bin liranın altındaki bir en düşük emekli aylığının kabul edilmesinin mümkün olmadığını bir kez daha ifade ediyoruz. Yine aynı şekilde memur aylıklarına yalnızca enflasyon oranında, hatta onun da altında kalan yaklaşık yüzde 13’lük bir zammın kabul edilemeyeceğini belirtiyoruz. Mutlaka asgari ücrete bir ara zam yapılması gerektiğini, bu ara zammın da önerilerimize göre en az yüzde 60 oranında olması ve 1 Temmuz itibarıyla asgari ücretin 45 bin liraya çıkarılması gerektiğini, bunun elzem ve zorunlu olduğunu ifade ediyoruz.”

“SÜREÇ 21 MAYIS’A KADAR KÖTÜ YÖNETİLDİ”

CHP Sözcüsü Müslim Sarı, yaklaşık iki yıldır CHP’de, kamuoyunu meşgul eden bir hukuk süreci yaşandığını, bu hukuk sürecinin, 21 Mayıs’ta tedbirli olarak verilen ve adına “mutlak butlan” denilen kararla sonuçlandığını hatırlattı.

Bu sürecin yönetimiyle ilgili değerlendirmeler, tartışmalar yapıldığını, bu konuyla ilgili farklı düşüncelerin dile getirildiğini aktaran Sarı, şöyle konuştu:

“Öncelikle şunu söylemek isterim: Sürecin başlangıcından 21 Mayıs’a kadar olan dönem son derece kötü yönetilmiştir. Bakın, süreç kendilerini ‘değişimci’ olarak ifade eden arkadaşların birbirlerini şikayet etmesiyle başlamıştır. Yani para aldığını söyleyenler, para verdiğini söyleyenler, şikayet edenler, 2023 yılının kasım ayında yaptığımız kurultayı kazanan ve kendilerini ‘değişimci’ olarak ilan eden arkadaşlarımızın ekibi içindeki kişiler olmuştur. Dolayısıyla sürecin başlangıcı budur. Süreç başladı, devam etti, şikayetler oldu ve bu şikayetlerin sonucunda soruşturma başladı. Soruşturmanın her aşamasında o dönem partiyi yöneten arkadaşlarımız bunu yok saydılar. Böyle bir şey yokmuş gibi davrandılar. Hatta biliyorsunuz, o zaman Sayın Özgür Özel, ‘Bu süreç sonuç odaklı değil, süreç odaklıdır. Eğer mutlak butlan kararı çıkarsa ben bileklerimi keserim’ demiştir. Dolayısıyla bu konu önemsenmemiştir, yok sayılmıştır. ‘Bu tartışma nedir, siz ne diyorsunuz?’ diye insanlarla konuşulmamış, görüşülmemiştir.

“PARTİNİN BAŞINA BUNU BELA EDENLER BUTLANCI”

Şimdi süreci yok saymak, sonucu ortadan kaldırmıyor. Buna karşın arkadaşlarımız, olası bir mutlak butlan kararına karşı refleks geliştirerek olağanüstü kurultay girişiminde bulunmuştur. Geçmişte bunların hepsini yaşadık. İki defa olağanüstü kurultay, bir defa da olağan kurultay yaptık. Peki ne oldu? 21 Mayıs’a kadar geçen sürede önce yok sayma, daha sonra da kurultayla buna karşılık verme girişiminin sonucu ne oldu? Sonuç, mutlak butlan kararı oldu. 

Şimdi ben buradan sormak istiyorum, kim butlancı? Mutlak butlan kararıyla zorunlu bir biçimde Cumhuriyet Halk Partisi yönetimine gelen ve partiyi içinde bulunduğu bu cendereden çıkarmakla yükümlü olan bizler mi butlancıyız? Yoksa yaptıkları iş ve eylemlerle buna neden olan, bunu yok sayan ve süreci kötü yöneten arkadaşlar mı butlancı? Çok açık bir biçimde, partinin başına bunu bela eden arkadaşlarımız butlancıdır. Bizler butlancı değiliz. Biz, bu hukuk sürecinin zorunlu sonucu olarak göreve gelmiş ve partiyi içine düştüğü bu durumdan çıkarmak üzere sorumluluk üstlenmiş insanlarız. Bunu bir kez daha kamuoyunun dikkatine sunmak isteriz.

İkincisi arkadaşlar, kim kayyumcu? Biz mi kayyumcuyuz? 21 Mayıs’ta mahkeme bir karar verdi. Dedi ki: Bu kurultayda şaibe var. Ben eski yönetimi göreve davet ediyorum. Karar kesinleşinceye kadar da tedbir koyuyorum. 21 Mayıs’ta geldiğimiz nokta buydu. Peki bu karar karşısında arkadaşlarımızın tutumu ne oldu? Karardan önceki tutumlarıyla benzer bir tutum sergilediler. Birincisi, ‘Biz bu kararı tanımıyoruz, yok sayıyoruz.’ dediler. Ancak kararı tanımıyor olmak ya da yok sayıyor olmak, kararın hukuki sonuçlarını ortadan kaldırmıyor. İkincisi, ‘hemen olağanüstü kurultay toplayalım’ dediler. Tıpkı önceki süreçte olduğu gibi aynı refleksi gösterdiler. Oysa mevcut mahkeme kararı karşısında olağanüstü kurultay toplanmasının hukuken mümkün olmadığını bildikleri halde, bunu siyaset malzemesi yaparak kendi siyasi yolculuklarına zemin oluşturmak amacıyla ‘Bir an önce olağanüstü kurultay yapalım’ söylemiyle hareket ettiler.

Arkadaşlar, iki defa olağanüstü kurultay yaptık. Ne oldu? 21 Mayıs’tan önce de yaptık. Sonuç değişti mi? Hukuki bir sonuç doğdu mu? Varsayalım ki bugün yine bir olağanüstü kurultay süreci başlatalım. Yapmamız mümkün olmasa bile bunun hukuki bir sonuç doğurması imkansızdır. Bunu geçmişte yaşadık. İstanbul İl Kongresi sürecinde de yaşadık. Peki arkadaşlar bunu bilmiyorlar mı? Elbette biliyorlar. Bunun mümkün olmayacağını tabii ki biliyorlar. Ama zihinlerinin arkasında başka bir siyasi yolculuk olduğu, kendilerine göre bir mağduriyet hikayesi üretmek istedikleri için bunu kullanıyor, kamuoyunu yanıltıyorlar. Sonuçta ne oldu? Arkadaşlar gidip partiye kayyum atanması için dilekçe verdiler ve ‘Cumhuriyet Halk Partisi’ne kayyum gelsin’ dediler. Bunu parlamento kürsüsünde söylediler. Şimdi soruyorum, kim kayyumcu? Biz mi? Yoksa içinde olmadığımız bir durumdan partiyi çıkarmak için çaba sarf eden, zorunlu olarak görev üstlenmiş bizler mi? Peki biz ne yaptık? Biz de dedik ki, ‘mevcut hukuki sistem içinde ve mevcut karar karşısında bir kurultay toplayamıyorsak, partimizin tabanı da bir kurultay beklentisi içinde olduğuna göre ve partiyi bu cendereden çıkaracak olan ancak ve ancak Cumhuriyet Halk Partisi’nin örgütü olduğuna göre, elimiz kolumuz bağlı bir biçimde Yargıtay’ın vereceği kararı bekleyeceğimize, gelin hiç olmazsa kongreleri başlatalım’ dedik.

“PARTİDE PARALEL BİR YAPILANMA SÖZ KONUSUDUR”

Buyurun, eylül ayının başından itibaren kongre süreçlerini başlatalım. Gelin yarışalım. Gelin, bu siyasal süreçte hep beraber bu kongrelerde yarışalım. Kongreleri yapalım. Bu arada da Yargıtay karar verdiğinde kurultay yapılabilir hale gelsin. Ondan sonra da kurultayı yapalım, partiyi içinde bulunduğu bu cendereden çıkaralım. Şimdi bizim tutumumuz ve yaklaşımımız bu iken arkadaşlar, mahkemeye başvurarak Cumhuriyet Halk Partisi’ne kayyum atanmasını talep etmeyi daha uygun görüyorlar. Dolayısıyla butlancı olan bu arkadaşlarımız aynı zamanda kayyumcudur. Bu da yetmez, bu arkadaşlar aynı zamanda bölücüdür. Partide bu tavır bir çift başlılık yaratmıştır. Partide paralel bir yapılanma söz konusudur.”

“GELİN SİYASAL MÜCADELE YAPALIM”

Sarı, Özgür Özel’in, Kılıçdaroğlu’na, genel başkanlık için tüm parti üyelerinin katılacağı bir yarış önerisinde bulunmasına ve böyle bir yarışta yüzde 90’ın altında oy alması halinde siyaseti bırakacağını söylemesine ilişkin de konuştu. Kemal Kılıçdaroğlu’nun daha önce bir televizyon programında yaptığı çağrıyı yenilemek istediğini dile getiren Müslim Sarı, şunları kaydetti:

“MYK’mız olarak da bu çağrıyı yeniliyoruz. Madem bu kadar arkanızda halk desteği var, madem üyelerle yapılacak bir kurultayda yüzde 90’ın altında oy aldığınızda kendinizi yenik sayacağınızı söylüyorsunuz, buyurun arkadaşlar, kongrelerimiz başlıyor. Arkanızdaki halk desteğiyle beraber gelin kongrelere katılın. Gelin siyasal mücadele yapalım. Aynı partinin içinde kalarak, yan yana, omuz omuza siyasal mücadelemizi verelim. Siyasal görüşlerimiz farklı olabilir, bakış açılarımız farklı olabilir. Gelin Cumhuriyet Halk Partisi’nin içinde kalın. Cumhuriyet Halk Partisi’nin içinde siyasal mücadele yapalım ve burada devam edelim.

“CHP’Yİ BÖLMEK SADECE AK PARTİ’YE HİZMET EDER”

Cumhuriyet Halk Partisi’nin dışına çıkmak, partiyi bölmek, sadece ve sadece AK Parti’ye hizmet eder. Böyle bir dönemde, böyle bir siyasal konjonktürde ben arkadaşlarımın bu siyasal sorumluluğu alacaklarına inanmak istemiyorum. Ama bunu yaparlarsa çok açık bir biçimde partiyi bölmüş olurlar. Yani kayyumcu olan arkadaşlarımız, butlancı olan arkadaşlarımız aynı zamanda bölücü konumuna da düşerler. Bunu kendilerine önermem, kendilerine tavsiye etmem. Böyle bir yola tevessül edilmesin. Partide kalınsın. Partide mücadele edilsin. Cumhuriyet Halk Partisi’nde bu ikili durum sürdürülebilir değildir arkadaşlar. Bu devam ettirilebilir değildir. Dolayısıyla arkadaşlarımızın kendi durumlarını bir kez daha gözden geçirmelerini kendilerine tavsiye ediyoruz.

Bu çerçevede MYK’mızın gündeminde aynı zamanda Cumhuriyet Halk Partisi’nin kurumsal kimliği de vardı. Biraz önce anlattığım çerçevede, Cumhuriyet Halk Partisi’nin geleceği ve Cumhuriyet Halk Partisi’ndeki bu ikili yapının ortadan kaldırılarak yeknesak bir Cumhuriyet Halk Partisi oluşturulabilmesini teminen daha önce yapmış olduğumuz değerlendirmelerin benzerlerini yine bu MYK’da ele aldık.”

“8 İLİMİZDE İL BAŞKANLARIMIZ, YÖNETİMLERİ VE DİSİPLİN KURULLARIYLA BİRLİKTE GÖREVDEN ALINDI”

MYK’da örgütle ilgili alınan kararları da açıklayan Sarı, şu bilgileri verdi:

“8 ilimizde il başkanlarımız; yönetimleri ve disiplin kurullarıyla birlikte görevden alınmıştır. Bu illerimiz; Edirne (merkez ilçe ile birlikte), Isparta (merkez ilçe ile birlikte), Kastamonu (merkez ilçe ile birlikte), Konya, Tokat (merkez ilçe ile birlikte), Zonguldak (merkez ilçe ile birlikte), Yalova (merkez ilçe ile birlikte) ve Rize’dir (merkez ilçe ile birlikte). Dolayısıyla 8 ilde bu arkadaşlarımızla yollarımızı ayırmış bulunuyoruz. 

Bunun dışında 7 ile de atama yaptık. Bildiğiniz üzere daha önce görevden aldığımız il başkanlarımızın bulunduğu iller vardı. Bu illerde boş bulunan görevlere ve bugün görevden alınan illerden bazılarına da atamalar gerçekleştirdik. Atamalarımız şu şekildedir: Düzce İl Başkanlığı’na Kenan Akın, Edirne İl Başkanlığı’na Özlem Becan, Hakkari İl Başkanlığı’na Nazım Demir, Isparta İl Başkanlığı’na Ahmet Tunç Pek, Konya İl Başkanlığı’na Refik Serttaş, Samsun İl Başkanlığı’na Mehmet Pank, Yalova İl Başkanlığı’na Mesut Tutu arkadaşlarımızı atamış ve görevlendirmiş bulunuyoruz. İki il başkanımızla ilgili de az önce açıkladığım değerlendirmeler çerçevesinde, kesin ihraç talebiyle Yüksek Disiplin Kurulu’na sevk edilmeleri yönünde karar almış bulunuyoruz. Bunlar Konya İl Başkanımız Nejat Türktaş ile Tokat İl Başkanımız Çağdaş Kurtgöz’dür.”

(SÜRECEK) 

Yorum Yap

Benzer Haberler
TBMM Adalet Komisyonu’nda Çocuk Koruma Kanunu teklifi görüşmeleri usul tartışmasıyla başladı
TBMM Adalet Komisyonu’nda Çocuk Koruma Kanunu teklifi görüşmeleri usul tartışmasıyla başladı
CHP Sözcüsü Sarı’dan Özgür Özel’e çağrı: “Madem arkanızda halk desteği var, gelin kongrelere katılın”
CHP Sözcüsü Sarı’dan Özgür Özel’e çağrı: “Madem arkanızda halk desteği var, gelin kongrelere katılın”
TBMM Dışişleri Komisyonu’nda Suriye ile sağlık protokolü ve Uluslararası Zeytinyağı Anlaşması kabul edildi
TBMM Dışişleri Komisyonu’nda Suriye ile sağlık protokolü ve Uluslararası Zeytinyağı Anlaşması kabul edildi
DEM Parti İmralı Heyeti’nden “çerçeve yasa” görüşmelerine ilişkin açıklama:  “Abdullah Öcalan’la en kısa zamanda görüşmeyi hedefliyoruz”
DEM Parti İmralı Heyeti’nden “çerçeve yasa” görüşmelerine ilişkin açıklama: “Abdullah Öcalan’la en kısa zamanda görüşmeyi hedefliyoruz”
Üsküdarlı Halvetî şeyhi Nalçacı Halil Efendi’ye ait ilahiler gün yüzüne çıkarıldı
Üsküdarlı Halvetî şeyhi Nalçacı Halil Efendi’ye ait ilahiler gün yüzüne çıkarıldı
Ankara Tabip Odası: E-sevk sistemi aile hekimlerine bir angarya daha yükleyecek
Ankara Tabip Odası: E-sevk sistemi aile hekimlerine bir angarya daha yükleyecek
Malatya İz, Haberin İzinde, Malatya'nın Nabzında
Malatya İz

Malatya İz, şehrin gündemini yakından takip eden, güncel ve güvenilir haberleri okuyucularına ulaştıran bir haber platformudur. Yerel gelişmelerden önemli duyurulara, sosyal yaşamdan ekonomik gelişmelere kadar Malatya’ya dair merak edilen konuları tarafsız ve hızlı bir şekilde sunarak “Haberin İzinde, Malatya’nın Nabzında” olmayı amaçlar.

2026 Malatya İz © Tüm hakları saklıdır. Malatya İz